Bu ay röportajımızı Bebek Ev Tekstili markası Funnababy' nin kurucularından Sevgili Banu Şimşek ile gerçekleştirdik. Hem çok başarılı bir iş kadını hem de çok cici bir anne olan Banu Hanım'a bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyoruz.
Öncelikle başarılı bir çalışan anne olarak kendinizden bahseder misiniz?
1976 yılında İstanbul'da doğdum. İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünden 1998 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra 3 sene kadar profesyonel iş hayatında çalıştım. İş hayatına önce MNG Bank’ta MT olarak başladım daha sonra Superonline’da çalıştım. Şartlar ve yaratılan ortam sayesinde 3 sene sonra aile şirketine dönmeye karar verdim. 2001 yılıydı, yaklaşık o zamanlar 25 senelik olan Neta Nakış ve Makine’ye aile şirketine geri döndüm. Benim döndüğüm tarihte şirketimiz sadece ihracatçı firmalara fason nakış imalatı yapıyordu, ve halihazırda kurulu bir düzen vardı. Yeni nesil olarak abimle birlikte neler yapabiliriz diye düşündükçe babamızın da tavsiyesiyle bu bebek ev tekstili projesi ortaya çıkıverdi.
Önce yavaş yavaş 10 metrekare alanda iki dikiş makinesi, iki personel ve üç top kumaş ile başladık. Bu sırada tabi özel hayatımda da nişanlanma ve evlenme olayları devam ediyordu. O yıllarda hayatımdaki en önemli şey işi oturtmak güzel koleksiyon yaratabilmek, ürün çeşitliliğini arttırabilmek ve bilinir bir marka yaratabilmekti. İşe başladık baktık ki gelecek vaat ediyor, daha sonra firma stratejisi olarak fason nakış imalatından ziyade bebek ev tekstiline konsantre olan bir firma olmaya karar verdik ve bu geçtiğimiz 9 sene içerisinde de yavaş yavaş sermayemizi nakıştan bebeğe kaydırdık. Şu anda aile şirketi olarak tamamen Funnababy’nin üzerine konsantre olmuş durumdayız ve Funnababy’yi hem iç piyasada hem de yurtdışında bilinebilir bir marka haline getirmek için tüm gayretimizle çalışıyoruz.
Funnababy’de neler var?
Funnababy’de ağırlıklı olarak bebek uyku setleri var. İç piyasada ürettiğimiz bebek uyku setlerinin şekli ile tabi dış piyasadakilerin şekilleri farklı oluyor. Her ülke için farklı ölçülerde üretim yapabiliyoruz. Uyku setlerinin yanında diğer bir ana grubumuz nevresim takımları, battaniye çeşitlerimiz var. Ve bu ana ürünlere destek olabilecek yan aksesuar ev tekstili ürünlerini de üretiyoruz. Başucu lambasından tavan lambasına, kirli torbasından cibinliğine kadar anne; Funnababy’nin dünyasına girdiği zaman bebeğinin bütün odasını tamamlayıp çıkabiliyor.
Şimdi artık ben de bir anne olduğum için ürünleri üretirken bebeğime bunu almak ister miydim diye düşünerek de bakıyorum.
Sağlık ve güvenlik konularında da çalışmalarınız oldu sanırım, bunlardan da bahsedebilir misiniz?
Öncelikle kullandığımız bütün kumaşların ökoteks belgesi var. Ökoteks belgesi demek kumaşın kimyasalının içerisinde hiçbir şekilde bebeğe zarar veren bir madde olmadığı anlamına geliyor. Bunun dışında elyaflarımızda da yine aynı standartlara uygun elyaflar kullanıyoruz. Çekmezlik özellikleri var kumaşlarımızın, şimdi yeni bir line olarak da organik serimizi piyasaya sürmek üzereyiz. Bir – bir buçuk ay içerisinde piyasada olacak. Bizim için önemli olan annenin bu ürünleri güvenerek ve severek kullanması, şu ana kadar da 9 yıldır şikâyet veya bebeğime alerji yaptı gibi bir şey duymadık müşterilerimizden, bu da bizim için bir övünç kaynağı tabi.
Bebeklerimizin güven içinde, huzurlu uyumalarını istiyoruz, sağlıklı uyumalarını istiyoruz. Bu nedenle de kumaş tedarikinde bayağı bir dikkatliyiz diyebilirim.
Funnababy’yi nerelerde bulabiliriz?
Funnababy şu anda Türkiye’de 70 -75 noktada satılan bir marka. Zaman ilerledikçe kullanan müşteri sayımız arttıkça bilinirliliğimizde arttı.Evvelden fuarlarda ben bu ismi hiç duymadım diyen müşteriler ağırlıklı olurdu, şimdi şu uyku seti var, şu battaniyeden aldım diyen müşterilerle karşılaşıyoruz, o da bizi mutlu eden bir şey. İç piyasada ağırlıklı olarak büyük şehirlerde ve satış kanalı ve bayi adeti daha fazla olan markalarla çalışıyoruz. Onun dışında her semtte bir bayi hedefimiz var ve bu hedefe ulaşıyoruz. Karadeniz ve Doğu Anadolu’da bayi eksiğimiz var, oralarda da bayi arayışlarımız devam ediyor. Hedefimiz Türkiye’de bebek ev tekstili denince akla Funnababy’nin gelmesini sağlamak…
Dış piyasada da şu anda Slovakya, Lübnan, Romanya,Fas, Hongkong ve İngiltere’de kendi markamızla satış yapıyoruz. Bu bizi mutlu ve motive eden bir şey. Bunun dışında yurt dışında fuarlara gittiğimizde büyük markalara fason üretim yapan bir firma özelliğimiz vardı, ama artık bu tekliflere hayır diyoruz ve sadece Funnababy olarak pazarlamayı hedefliyoruz. Modellerimizi ve ölçülerimizi o ülkenin taleplerine göre hazırlayıp pazara sunuyoruz.
Şu anda Yunanistan, Fransa, İtalya, İngiltere, Romanya, Slovakya, Polonya ve Almanya ile çalışıyoruz. Bundan sonraki hedefimiz Kuzey Avrupa ile çalışmak. Onların zevkleri Orta Avrupa yada Akdeniz insanından çok farklı, onlar bebek uyku setlerinde siyahlar griler fümeler seviyorlar ,bu piyasayı iyi araştırıp onlara özel bir çalışma yapmayı düşünüyoruz.
Kendi markamızı pazarlamaya karar verdikten sonra bünyemizde bir de tasarımcı arkadaşımız başladı. Tasarımın dokunuşuyla imalat gücünüzü birleştirdiğiniz zaman ortaya güzel ürünler çıkıyor ve yurtdışında bir Türk firması olarak böylece başarılı olacağımıza inanıyorum.
Mobilyacılığa da birazcık el atıyorsunuz galiba, bundan da bahsedelim.
Bebeğin odasına el attığınız zaman tabi bebeğin odasında sadece bebek ev tekstili ürünleri yok. Gayri ihtiyari siz bu konuda çalıştığınız zaman “Neden mobilya işine girmiyorsunuz?”, diye çok teklifler geliyor. Bu teklifte bulunan firmalardan biz, italyada 90 yıllık bir markası olan Pali ile anlaştık. Pali de özellikle karyolalarında tamamen ağaç kullanıyor, yan ürünlerde mdf ve suntalam kullanan bir firma. Onların da tasarımları Akdeniz insanına çok uygun, canlı canlı, cıvıl cıvıl renkli, o yüzden de Pali ile çalışmaya başladık, inşallah iyi olacak, ilk geri dönüşler gayet başarılı olacağını bize gösteriyor. Umarız anneler de tercih ederler.
Funnababy’de yenilikler olacak mı?
Yaz başında raflara girmiş olacak 2010 koleksiyonumuzu piyasaya sunacağız. Ayrıca Disney’in bebek ev tekstili konusundaki lisansörüyüz. Bu sene iki farklı Winnie the Pooh modeliyle giriyoruz, organik serimiz geliyor, 5-6 yeni model ürünümüz de gelecek.Her yıl belli dönemlerde modellerimizi revize ediyoruz bu sene biraz daha fazla yeni modelimiz olacak.
Bebek doğduktan sonra, bu tempoyla çalışan anneliği nasıl yönetiyorsunuz?
Çalışan anne olmak gerçekten birçok karpuzu kollarında taşımakmış. Anne olduktan sonra bunu daha iyi anladım. Hamile olduğumu öğrendiğim an, hiçbir şeyin artık aynı olmayacağını anladığım gün oldu,çünkü hamileyken bile tek düşündüğünüz bebeğiniz oluyor. Ne yaparım, ne ederim, nasıl kendimi organize ederim diye hamilelik sürecinde bayağı bir düşündüm aslında. Aile şirketi olmamızın bu anlamda bayağı bir desteği oldu. Çünkü sonuçta kendi çalışma saatlerimi kendim ayarlayabiliyorum. O çok büyük bir lüks. Kendi işinizin birçok zor tarafı var ama iyi tarafları da var, bu da iyi taraflarından bir tanesi.
Önce bir bakıcı mı bulsak, bebeği kime emanet edebilirim diye düşündüm ama bu devrede kayınvalidem çok destek oldu. Aile bireylerinin size yardımcı olması işinizi çok kolaylaştıran bir şey. Şimdi ağırlıklı olarak kendisi ilgilendiği için hiç gözüm arkada kalmıyor. Ama ayrıca haftanın belirli günlerinde yardımcı olan bir ablamız var. O da benim işimi çok kolaylaştırdı. Dediğim gibi çalışma saatlerimi kendim ayarlayabildiğim için günümü bir gün önceden programlayıp ona göre kızıma ne zaman ne şekilde zaman ayırabileceğimi planlayabiliyorum. Ama bebek olmadan önceki çalışma hayatımın temposu bayağı yüksekti. Sabah yedi buçukta gelip akşam yedi buçuk sekizde çıkıyordum şirketten, cumartesileri de tüm gün çalışıyordum. Allahtan Edanın gelişi bizim Funnababy’nin düzenini oturttuğumuz bir döneme denk geldi. Hem artık eskiye göre daha rölantide çalışma lüksüm var işler düzenine oturduğu için. Abim bu konuda gerçekten çok destek oluyor bana..Onun dışında da ailemin desteğinin ve çalışma saatlerimin esnek oluşunun lüksünü yaşıyorum ama bu demek değil ki iş saatleri içerisinde aklımın bir kenarı hep Eda’da olmuyor. Hep ne yapıyor ne ediyor acaba bir şeyini kaçırıyor muyum diye düşünüyorum.
Çalışan anne olmanın iş hayatı tarafını anlattım şimdi, çalışan anne olmak aslında evde de bayağı bir emek gerektiren bir şeymiş. Hem evi idare etmek hem sosyal hayatınızı idare etmek hem bebeği, hem eşinizi, hepsi bir kombinasyon ve hepsinin idaresi bir yerde annede oluyor. Hepsini idare etmekte ilk başta zorlansanız da öğreniyorsunuz. Yapacak bir işim olmayıp televizyon karşısında oturduğum zaman şimdi benim ne yapmam gerekiyordu diye aklıma geliyor. Yavaş yavaş, bebek de büyüdükçe kendime ayırabileceğim vakit arttı çok şükür. İlk 6 ay herkesin dediği gibi gerçekten bebeğe odaklı yaşanan bir zaman . İlk 6 ayda ben de işe ara verdim ama ondan sonra tekrar eski çalışan Banu hayatıma geri döndüm.
Hafta sonlarınız nasıl geçiyor?
Hafta sonları ağırlıklı Eda ile geçiyor. Hafta içi çok görüşemediğimiz için hafta sonu gündüzleri özellikle de hava güzelse mutlaka dışarı çıkıyoruz dolaşıyoruz beraber. Ama hafta sonu akşamları da eşimle beraber vakit geçirmeye çalışıyorum. Onu, babaannesinin güvenli kollarına bırakıp biz de sosyal hayatımızı yaşamaya gayret ediyoruz.
Sadece çocuk odaklı yaşamak da kötü bir şey sonuçta…
Sadece çocuk odaklı yaşamak da zor bir şey. Sonuçta evliliğiniz ve sosyal hayatınız devam ediyor. Onlara da vakit ayırmak gerektiğini düşünüyorum.
Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz…








legobebe ekibi