Bu ayki röportajımızı İstanbul Modern Müzesi Eğitim ve Sosyal Projeler Departman Yöneticisi Sayın Can Maden ve ekibi ile gerçekleştirdik. Can Hanım sanatçı kimliğinin yanısıra bir eğitimci olarak çocuklarda sanat eğitimi konularında bize harika bilgiler verdi. Bu keyifli sohbet için Sayın Can Maden' e çok teşekkür ediyoruz.
İstanbul Modern kurulduktan sonra mı eğitim departmanı kuruldu? Yoksa baştan beri hep var mıydı?
Neslihan Varol: İstanbul Modern zaten kurulması gündeme gelindiğinde müzesinin bir eğitim misyonu olduğundan özellikle bahsediliyordu. İki yıl öncesinde müze hiç açılmadan da önce deneme çalışmaları yapıldı. Bir takım ekipler kuruldu. Sanal faaliyetler düzenlendi.
Eğitim sadece çocuklara mı yönelik yoksa büyükler olarak biz de yararlanabiliyor muyuz? Çocuk evde de ailenin desteğini böylelikle görebiliyor mu?
Can Maden: Aslında söylediğiniz çok doğru bir yaklaşım. Çocukları ve yetişkinleri ayrı kategorilerde değerlendirmek ve bunları hiç bir araya gelmeyen kümelermiş gibi değerlendirmek yanlış olur. Dolayısıyla sadece farklı meslek yönetimlerine yönelik, bir takım turlar düzenlemenin yanı sıra, dediğiniz gibi çocuk sahibi olan veya yakını olan kişilere yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Daha önceden müzeye gelip sizin buradaki gezinizi planlıyoruz yada önceden gelmeseniz de burada müze içindeki gezinize alternatif oyunlar planlıyoruz.
Biraz kendinizden bahseder misiniz? Eğitiminiz nedir? Çocuklarla ilgili bir geçmişiniz var mı?
Can Maden: Ben Üsküdar Amerikan ve Robert Kolej’de 10 senedir sanat tarihi öğretmeniydim. Akademi mezunuyum, sanatçıyım. Sanat çalışmalarım var.
Neslihan Varol: Benim aldığım eğitim Sanat Yönetimi, Sanat eserini okumaya yönelik bir bölüm, şu anda müzecilik yüksek lisansı yapıyorum, Yıldız Teknik Üniversitesinde.
Eğitim bölümünüzde kaç yaşa yönelik çalışmalar yapıyorsunuz? Ve biz ebeveyn olarak çocuklarımızı sanatla kaç yaşında tanıştırmalıyız?
Neslihan Varol: Biz aslında 6 yaş üzeri için etkinlikler hazırladık ama 4 yaş üzeri grup için de çalışmalar yapabiliyoruz.
Can Maden: Daha küçük yaş çocuklar karalama döneminde oluyorlar ve onlar için çok önemli aslında. Sanat deneyimle ilgili bir kültürdür. Ben oğlumu sanatla ilgili birçok aktiviteye dâhil ettim zamanında ve inanılmaz bir görsel donanımı gelişti. O yüzden küçük yaş çocuklarının buraya getirilmesi çok çok önemli.
Şimdi bakıyorum birçok yetişkin insan çağdaş sanat eserleri ile oynamayı bilmiyor. Çağdaş sanat eserleri üç boyutludur ve insanın bir çocuk gibi oyun şeklinde kendini kaptırıp katılımını da içerir. Küçük çocuklar onu çok güzel algılıyorlar. Keşfetmeye çok meraklılar. Görsel donanımları çok dolu. Bir de bunu çağdaş sanatla beslerseniz, ileride çok yönlü olabilirler.
Üç yaş civarı çocuklara, bir takım çok renkli kartlarla veya nesnelerle oynamaları sağlanabilir.
Sanat eğitiminde işi profesyonellere mi bırakmalıyız yoksa işin içine girmeye çalışmalı mıyız?
Can Maden: Sanat eğitimi çok hassas bir konu aslında. Çocuğun özgün kişilik gelişimini neredeyse sağlayan bir konu. Çocuk bir resim yaparken, kişisel seçimleri var, eğer güdümlü resim yaparsa, çocuğun psikolojik gelişimini çok etkiliyor. Özellikle anaokullarında ve ilkokullarda güdümlü resim çok fazla vardır. 23 Nisan resmi, sonbahar resmi. Oysa çocuğun dünyası çok aykırı ve özgün bir dünya o yüzden ebeveynlerin ve hocaların bu konuda çocuğu tamamıyla özgür bırakmaları gerekiyor.
Mesela resimli boyama kitapları çok sakıncalı. Oysa çocuğun önüne düz beyaz bir kağıt ve bir kalem koymak yeterli. O süreçte çocuğun hiç ilgilenilmemesine ihtiyaç var aslında. Annelerin babaların o noktayı çok iyi bilmeleri gerekiyor.
Neslihan Varol: Eskiden okullardan gelen gezi grupları müzeyi şöyle bir gezip giderlerdi ama artık öğretmenler çok talepkarlar. Onlara da aslında teşekkür ediyoruz, son derece bilinçli biçimde dersleriyle paralel, çocukların burada ne almasını hedeflediklerini ifade ederek gelen çok öğretmen var. Müze bu müdahalesiz eğitime olanak veren bir ortam olduğu için beraber üretime çok başarılı bir şekilde yer verebiliyoruz.
Buradaki eğitimlerinizden biraz bahseder misiniz? Hangi yaş grubu en çok faydalanıyor?
Can Maden: 6 yaş ile 14 yaş arası çocuklarımız gelebiliyor ama daha çok 6-10 yaş arası geliyor yani ilköğretim çocukları. Daha büyük çocuklarımız için müze gezisi sonrası 45 dakikalık atölye çalışmalarımız oluyor ve çalışmalarını yanlarında götürüyorlar.
Robert Kolej' deyken bir sosyal sorumluluk projemiz sırasında bu işe sıcak bakan bir tek İstanbul Modern olmuştu. Çocuklar gönüllü rehberlik yapacaklardı. Bize izin veren tek müze burasıydı. Çocuklar rehberlere asistanlık yaptılar. Bu sene bu proje tekrarlanacak.
Bu projeye başka okulları da bekliyoruz. Çocuklar için harika bir deneyim, en sonunda da onlara bir sertifika vereceğiz. İleride kullanabilecekleri bir sertifika olacak.
Neslihan Varol: "Baba beni okula gönder" projesi kapsamında Üniversite' den gönüllü arkadaşlar geldi ve inanılmaz etkilendiler. Çocuklar o kadar aç ve almaya hazırlar ki, onları görmek insanı çok motive ediyor.
Gönüllülere tamamıyla açığız. Özellikle kış döneminde bekliyoruz.
Genç İstanbul modern nasıl oluştu? İçeriği nedir? Nasıl yararlanabiliriz?
Can Maden: Paris' teki Centre Pompidou ile 3 yıllık bir kontratımız var. İki aylık süreler içinde farklı sanatçılarla çeşitli workshoplar yapacağız. Programı onların eğitim departmanı düzenledi. Projeyi tasarlayan onlar, biz onları konuk ediyoruz. İlki Brancusi, Temmuz’ un sonunda bitecek. Brancusi Romanya kökenli bir sanatçı. Doğal malzemelerle soyut yada soyutlama heykeller yapıyor. Onun işlerini çocukara öğretmek için çok güzel tasarımlar yapmışlar. Malzemeler tırlarla geliyor. Tüm dünyayı dolaşan bir proje, bize Yunanistan’ dan geldi.
Brancusi' nin heykellerinden bir takım oyunlar tasarlamışlar. Mesela bir "Egzotik bitkisi" vardır. Ahşaptan zig zag , birbirini tekrar eden formlardan bir heykel yapmış. Pompidou centre bunu bir puzzle gibi tasarlamış. Çocuklar bunları birleştirerek bir kutu meydana getirmeye çalışıyorlar.
Mesela yine bir "Sonsuz Sütun" denilen bir heykeli var. Onun üzerinde bir disk var. O diskin üzerinde bir takım vizörler var, onlardan içeri baktığınızda Brancusi' nin farklı heykellerini görüyorsunuz.
Yine Brancusi’ nin malzemeleri olan bir bölüm var, ahşap, bronz, mermer gibi malzemeler. Gerçek heykeltıraş malzemeleriyle bunlara form vermeye çalışıyorlar. Okullarda en eksik şey malzeme ve malzeme bilgisi. Makası, cetvelin nasıl kullanacağını bilmeden yetişiyorlar. Malzeme ve alet kullanmak çocuklar için çok çok önemli, Burada rehberler yardımıyla bunu yapıyoruz.
Küçük bir kulübede camın araksında bir heykel var. Camın üzerindeki düğmelere basarak aydınlattığı spotlardan heykeli istedikleri farklı formlarda görüyorlar. Yani bir şekilde kendi heykellerini yaratıyorlar. Çocuğa; form bilincini, ışık-gölge gibi temel öğeleri oyunlarla anlatabiliyorsunuz.
Brancusi’ nin kendi çektiği çok değerli fotoğraflarını da görebiliyorlar. Aslında bir nevi orada Brancusi’ nin atölyesini kurduk.
Bir sonraki sanatçımız Eylül’ de gelecek. Arada da yaz kamplarımız var.
Yaz kamplarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?
Sabah ve öğlen olmak üzere iki bölümde olacak yaz kamplarımız. Ücretsiz bir etkinlik bu. Çocuklar müze koleksiyonun içeriği ile projeler yapacaklar. Rezervasyon yapmaları yeterlidir. Her hafta bir proje yapılacak. Haftada 4 gün. Toplamda 4 hafta geldiklerinde yani 4 projeyi bitirirlerse, sonunda bizden bir sertifika alacaklar. Malzemeleri biz temin ediyoruz.
Gezici eğitimlerinizden biraz bahseder misiniz?
Can Maden: İstanbul’ un uzak köşelerini geziyor aracımız. Gezici minibüsümüz panolarıyla İstanbul’ u dolaşıyor. Sergilerimizi kuruyor ve yapıtlar hakkında bilgi veriyorlar, aynı zamanda sohbet ediyorlar. Araç İstanbul’ da yaşayan ama hiç deniz görmemiş çocukların olduğu okullara gidiyor. Bir okul müdürü; “Biz müzeye gidemezken bir müzenin bize gelmesi inanılmaz “ demişti. Gezi aracımız yaz ayları boyunca iki fotoğraf sanatçısının seçme eserlerini sergileyecek.
Neslihan Varol: Sadece sergi olmakla kalmayacak aynı zamanda interaktif katılımın olacağı oyunları da içerecek.
Genç İstanbul Modern’ de ileride yarışmalar, veya çocukların kendi eserlerini sergileme imkanı bulacakları projeler planlıyor musunuz?
Can Maden: Ben aslında yarışma mantığına karşıyım. Bu projeyi yarışma mantığına sokmadan yapabilmek çok zor.
Neslihan Varol: Sanat gibi kendi kişiliğinizi oluşturmanıza bir anlamda çok büyük bir katkısı olan bir alanda üretilen eserleri neye göre değerlendirileceği çok farklı bir kıstas. Ve bu kategorize etmeye yönelebilir. Çocukların sanatsal üretimlerini bir yarışmaya döndürmeye karşıyız. Ama aynı zamanda da bu çocuklara uyarlanmış bir proje halinde olabilirse çok güzel bir fikir olabilir.
Sizin eklemek istediğiniz konular var mı?
Can Maden: Aslında ben küçük çocukların buraya gelmesini çok istiyorum. Yani ilk yuvaya başlamış çocukların mümkünse pedagogları ile birlikte gelmeleri çok önemli çünkü onlar imge ile çocuğu buluşturma konusunda iyi bir eğitim almış oluyorlar. Bizim rehberler pedagoglara bilgi sağlayıp, pedagogların da çocuklara anlatması olağanüstü bir başlangıç olur.
Neslihan Varol: Aslında bir nevi bu çalışmayı yapıyoruz. Zihinsel engelli çocuklarla çalışırken, daha öncesinden bir araya geliniyor ve uzun bir süreçte bu proje programlanıyor. Bu programları Dicle Hanım organize ediyor. Gezi ne kadar sürecek, hangi yapıtları inceleyecekler ve eğitim odasına girdiklerinde ne yapacaklar, hangi malzemeleri kullanacaklar ve tüm bunların onlara faydaları neler. Bunlar uzun süreli bir çalışma.
Çocuk hoşlanmazsa da devam etmeli miyiz sanat eğitimine?
Can Maden: Çocuğun hoşlanmaması gibi bir durum yoktur. Sadece belki o anda istememiştir. Bir süre sonra tekrar deneyebiliriz. Ben üç sene Robert anaokulunda resim dersi verdim. O dönem küçük çocuklarla sanat eğitimi kitaplarını inceledim. Orada gerçekten 3 yaş çocuğuna yönelik sanat eğitiminde sadece oyun vardı. O tür projeler geliştirdim. İlerde buraya da aynı projeleri yuvalara yönelik uygulamak çok hoşuma gider.
Oyun grupları kavramını bu eğitime uygulamayı düşünür müsünüz? Çünkü genelde bu tarz eğitimler bedensel gelişmeye yönelik.
Can Maden: Çocuğun enerji boşalımı çok önemli bir şeydir. Bu bir süreçtir, enerji boşalımının sonunda bir şeye yönlenmesi lazımdır. Bu Art Theraphy’ de de var. Öfkeyi boşalt, ondan sonra öfkeni yaratıcılığa dönüştür diye bir süreç vardır. O enerjiyi boşalt ama sonra o enerjiyi bir üretime dönüştür. İşte o zaman, çocuk için çok anlamlı olur. İnşallah ileride böyle projeler yaparız.
Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.







