Prof. Dr. Ayper Somer, 2 yaş altı bebekleri tehdit eden pnömokok hastalıklarını ve en etkili korunma yöntemi olan pnömokok aşısını anlattı
Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği, Enfeksiyon Hastalıkları Derneği, Türkiye Milli Pediatri Derneği, Türk Pediatri Kurumu ve Türkiye Özürlüler Eğitim ve Dayanışma Vakfı’nın pnömokoka karşı halkı bilgilendirmek amacıyla başlattığı ‘Sen Kork Pnömokok’ kampanyasının bilgilendirme filmlerini pek çoğumuz dikkatle seyrettik. Dünyada 1 milyona yakın çocuğun pnömokok adlı bir mikrop yüzünden hayatını kaybettiğini, pnömokok menenjitinin sonucunda işitme kaybı ya da kalıcı sakatlıklar oluşabileceğini öğrendik. Çocukların hayatını tehdit eden bu tehlikeli bakteriyle ilgili daha da fazla bilgi edinmek istedik ve konunun uzmanına, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Ayper Somer’e sorduk. Prof. Dr. Ayper Somer, aynı zamanda kampanyaya destek veren 3 derneğin; Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği, Enfeksiyon Hastalıkları Derneği ve Türkiye Milli Pediatri Derneği’nin de üyesi Pnömokokun tehlikeli bir bakteri olduğunu artık hepimiz öğrendik.
Peki en fazla hangi yaş grubu bu bakteriye karşı risk altında? Bakteri ne zaman, ne şekilde bulaşıyor?
Pnömokok her yaşta hastalık yapabilen bir bakteri. Ama pnömokok hastalıkları bakımından en riskli yaş grubu bağışıklık sistemleri henüz gelişimini tamamlamamış olduğu için 2 yaşından küçük bebekler. Pnömokun sebep olduğu hastalıklar ve bunlara bağlı ölümler 0-2 yaş grubunda toplumun geneline göre 10 kat daha fazla görülüyor Pnömokok hapşırma, öksürme, konuşma sırasında havaya saçılan damlacıklar ve hasta kişiyle yakın temasla bulaşıyor. Bu bakteri doğumdan itibaren insanların boğaz florasına yerleşebiliyor. Araştırmalar her 10 çocuktan 2 ila 4’ünün 6’ıncı aydan itibaren bu bakteriyi boğazlarında taşıdığını gösteriyor. Bağışıklık sistemi güçlü olan kişilerde bakteri hastalık yapmadan yerleşik olabiliyor. Buna taşıyıcılık diyoruz. Fakat ne zaman ki bağışıklık sisteminde bir sorun ortaya çıkıyor, pnömokok harekete geçiyor Pnömokok hastalıkları dediniz. Buradan pnömokokun farklı hastalıklara sebep olabildiğini anlıyoruz.
Bu hastalıklar hangileri ve pnömokok vücudumuzda nasıl hastalık yapıyor?
Pnömokok bakterisi kan ya da mukoza yoluyla yerleşik olarak bulunduğu boğaz bölgesinden vücudun diğer bölgelerine yayılarak hastalık yapıyor. Mukoza yoluyla komşu bölgelere atladığında orta kulak iltihabı, sinüzit gibi sık görülen ancak çok ağır seyretmeyen ve tedavisi nispeten daha kolay olan hastalıklar yapıyor. Ancak kana karıştığı zaman önemli organlara ulaşarak, ya da kanın içinde çoğalarak çok ağır enfeksiyonlara neden oluyor. Bunların başında da menenjit (beyin zarı iltihabı) ve zatürre (akciğer iltihabı) geliyor. Bu hastalıklarda tek değil ama en sıklıkla görülen etken pnömokok. Pnömokok menenjitin belli başlı iki nedeninden biri. Diğeri ise meningokok bakterisi. Diğer yandan özellikle ağır seyreden ve ölümle sonuçlanan zatürrelerin başlıca sebebinin pnömokok bakterisi olduğunu biliyoruz.
Pnömokok hastalıkları dünyada ve ülkemizde ne kadar yaygın?
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 0-5 yaş arası çocuk ölümleri nedenlerinde pnömokok ilk 10 arasında yer alıyor. Aşı ile önlenebilir hastalıklar arasında ise başta gelen ölüm nedeni. Her yıl dünyada yaklaşık 1 milyonu 5 yaş altında olmak üzere 1.5 milyon insan pnömokok yüzünden hayatını kaybediyor. Ülkemizde ise, pnömokokun başlıca etkeni olduğu zatürrenin, yenidoğan ölümlerinden sonra, bebek ölümlerinin başta gelen nedeni olduğunu biliyoruz. Yılda 5 yaş altı 7 bin çocuğun zatürreden dolayı hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
Peki bu hastalıklar nasıl belirtilerle seyrediyor? Hangi tedavi yöntemleri uygulanıyor?
Orta kulak iltihabı en fazla ilk iki yaş içerisindeki çocuklarda görülüyor. Belirtileri arasında; kulak ağrısı, ki küçük bebekler bunu kulalarını çekiştirerek ifade edebilirler, ateş, huzursuzluk, ağlama sayılabilir. Orta kulak iltihabı bazen işitme kaybına neden olabilir. Bu ise çocukların konuşmayı öğrenmesini geciktirir ve okul başarısını düşürür. Zamanında ve uygun tedavi uygulanmazsa; menenjite kadar giden kötü sonuçlar ortaya çıkabilir.
Menenjit çok ciddi bir enfeksiyon. Tüm dünyada 300 bin civarında ölüme sebep olmakta. Bunların yarısı da pnömokoka bağlı olarak yaşanıyor. Pnömokok menenjitleri en ağır seyreden menenjit grubuna giriyor. Pnömokok menenjiti geçirenlerde yüzde 27 civarında işitme kaybı ortaya çıkıyor. Bunun dışında kalıcı hareket bozuklukları, zeka gerilikleri, beyinde su toplanması, havale geçirme gibi ağır durumlar da görülen diğer sonuçlar. Menenjit belirtilerini yüksek ateş, ense sertliği, baş ağrısı, kusma, halsizlik, huzursuzluk ve iştahsızlık olarak sıralayabiliriz. Ancak hastalık genellikle ateş, burun akıntısı, hapşırık gibi solunum yolu enfeksiyonları belirtilerine benzer yakınmalarla başlıyor ve durum bir anda kötüleşiyor. Birkaç gün hasta doktor doktor dolaşıyor, uygun olmayan antibiyotikler veriliyor ve tedavide geç kalınabiliyor. Pnömokok menenjitinin bir başka özelliği var. Çok hızlı seyrediyor. Hasta bazen saatler içerisinde kötüleşebiliyor.
Vakaların geliş zamanına baktığınızda maalesef 1-2 günden önce hastalar bize başvurmuyor. Zatürre de tehlikeli bir hastalık. Pnömokok bakterisi her 4 zatürre vakasının birinde etken olarak karşımıza çıkıyor. Zatürrenin belirtileri arasında, öksürük, yüksek ateş ve titreme, nefes darlığı, göğüs ağrısı, halsizlik, en ayırdedici olarak ta zor ve hızlı soluk almayı sayabiliriz. Özellikle pnömokokun sebep olduğu zatürreler ağır seyrediyor, çoğunlukla hastanede tedavi gerektiriyor ve zamanında doğru tedavi uygulanmazsa ölümle dahi sonuçlanabiliyor.
Pnömokok hastalıklarının teşhis ve tedavisi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Pnömokok hastalıklarının teşhisinde röntgen, kan testleri ve bel bölgesinden su alma yöntemleri kullanılıyor. Çocuklar, tedavisiz menenjitte 3-4 gün, geciken tedavilerde ise 7-10 gün içinde kaybediliyor. Pnömokok menenjiti ile normal menenjiti birbirinden ayırt etmek için belden su alınması gerekiyor. Ancak aileler çocuklarının sakat kalacağından endişe duydukları için belden su alınmasını kabul etmiyorlar. Oysa ki var olan bakteriyi tanımlamak ve buna uygun tedaviyi belirlemek için su alınması şart. Ayrıca bu girişim nedeni ile sakat kalan çocuk da görülmemiş. Pnömokoka bağlı hastalıkların tedavisinde penisilin grubu antibiyotikler kullanılıyor. Ancak son yıllarda bakteride antibiyotiğe karşı yüzde 40’lara varan bir direnç gelişmesi sebebiyle tedavinin giderek zorlaştığını, bu nedenle de aşıyla korumanın önem kazandığını söyleyebiliriz.
Aileler bebeklerini ve küçük çocuklarını pnömokok hastalıklarından korumak için ne yapmalıdır?
Öksürük, hapşırık ve hasta kişinin yakın temasıyla bulaşan pnömokok bakterisinden bebeğinizi korumak için kalabalık, tozlu, sigara dumanlı kapalı ortamlardan ve elbette hasta kişilerden uzak tutmalısınız. Ayrıca bebeğin en az 6 ay anne sütü ile beslenmesi onun annesinden aldığı antikorlarla bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar ve enfeksiyonlardan korunmasına yardımcı olur. Ayrıca bakterilerden korunmak için temizlik kurallarına dikkat etmenin gerekliliğini hepimiz biliyoruz. Çocuklara ellerini su ve sabunla yıkamalarını öğretmeliyiz. Ancak pnömokoku önlemede en etkili yöntem aşıdır. En büyük risk altındaki 0-2 yaş bebeklerde de koruma sağlayan konjuge pnömokok aşısı dünyada 2000 yılından, ülkemizde 2005 yılından bu yana kullanılıyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından güvenirliği ve etkinliği kabul edilen bu aşının tüm ülkelerde rutin aşı programına dahil edilmesi tavsiye edilmektedir.
Konjuge pnömokok aşısının özelliklerini anlatabilir misiniz?
Konjuge pnömokok aşısının en önemli özelliği, yaşamın 2. ayından itibaren kullanılabilmesidir. 2000 yılına kadar hastalığın en sık görüldüğü ve en ölümcül olduğu 2 yaş altındaki bebekler için koruma sağlayan bir aşı yoktu. Konjuge aşının ikinci önemli özelliği ise uzun süreli koruma sağlamasıdır. Konjuge pnömokok aşısı, 2 yaş altında da bağışıklık sisteminde güçlü ve hatırlanabilir bir koruma hafızası yaratıyor, böylece bebekler ve küçük çocuklar için uzun yıllar süren etkin bir koruma sağlıyor. Konjuge pnömokok aşısı bugün dünyada 70’ten fazla ülkede kullanılıyor. Bunun yanında Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya, İngiltere, Fransa, Almanya, Meksika ve komşumuz Yunanistan’ın da aralarında bulunduğu 19 ülkede de ulusal aşı takviminde yer alıyor. Konjuge aşının yanısıra sadece 2 yaşından büyük, kronik hastalığı olan çocuklar ve erişkinlerde kullanılan polisakkarit pnömokok aşısı da ülkemizde bulunuyor. Polisakkarit pnömokok aşısı 2 yaş altı bebeklerde ve sağlıklı çocuklarda kullanılmıyor ve 5 yılda bir tekrarlanması gerekiyor.
Konjuge pnömokok aşısı ne zaman ve nasıl uygulanır?
Pnömokok aşısının ideal olarak 2, 4 ve 6’ıncı aylarda üç doz, ve 1-1,5 yaş arasında dördüncü doz olarak uygulanmasını öneriyoruz. Daha sonraki yaşlarda başlandığında doz sayısı değişiyor, bu konuda annelerimiz bebeklerini takip eden doktora danışmalıdır.
-
|2010-08-04 21:46:22 mustafa pusatlıoğlu - enfeksiyon şüphesi ve belinden sualınması3defamerhaba sizden acil yardımlarınızı bekliyorum.16temmuzda sezeryanla bir erkek çocuğumuz dünyaya geldi.8-9 günlükken yüksek ateş ve biraz inleme ileacil göztepe ssk acile başvurduk.(EVİN ORTAMI ÇOK SICAKTI BİRAZ ÜSTÜNÜ KALIN GİYDİRMİŞİZ.)GÖZTEPE SSK ACİLDE YAPILAN TESTLERDE NEGATİF BİSONUÇ ÇIKMADI.ANCAK BEBEK BAYGIN VE EMMİYORDU.ORDAKİ UZMAN YATIŞ VERDİ.KONTROLDE OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.YER OLMADIĞİNDAN ZEYNEP KAMİLE SEVK OLDU.26.07.2010 SAAT17,00DEYATIŞ OLDU SON 1 HAFTADAN BERİ ATEŞİ NORMAL ANNE EMZİRİYOR. ÖNCEDEN BİRAZ SARILIĞI VARDI ODA KALMAMIŞANNESİNİN TAKİP ETTİĞİNE GÖRE BELİNDEN 3DEFA SU ALINDI3NCÜ ÇOK AZ KANLI OLUP TAHLİLE GNDERİLDİ SONUÇ NEGATİF ÇIKTIACABA TEKRARSU ALIMALIMI İSTENİYO 05436965567







