18 Mayıs 2012, Cuma 03:17

Güncelleme:07:21:25 PM GMT

Buradasınız: Röportajlar Ayın Röportajı Sakıp Sabancı Müzesi: Müge Isıgöllü

Sakıp Sabancı Müzesi: Müge Isıgöllü

e-Posta Yazdır PDF

Bu ayki röportajımızı Sakıp Sabancı Müzesi Çocuk Eğitim Programları Yöneticisi Sayın Müge Isigöllü ile gerçekleştirdik. Müge Hanım pedegojik eğitim geçmişi ile sanatçı ve araştırmacı kişiliğini bir arada kullanarak Sabancı Müzesi' nde çocuklara eğitici ve çok keyifli programlar hazırlıyor. Rahmetli Sakıp Bey' in anısına Köşk' ten çocuk sesini hiç eksiltmemeyi bir görev edinmiş. Artık çocuklar Müze' ye değil Müge' ye gidelim diyorlar. Bu keyifli sohbet için kendisine çok teşekkür ediyoruz.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Beş yıldır yani kuruluştan itibaren müzede eğitim departmanı için hazırlanan çocuk ve gençler için eğitim programları düzenliyorum ve bir de fiziksel ve zihinsel engelliler için programlar düzenliyorum. Müzedeki çocuklar için programların planlanması hazırlanması ve uygulanması bunların hepsinden ben sorumlyum. Öncesine gidersek Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Mezunuyum. Branşım Müzik Öğretmenliği. 10 yıl özel okullarda eğitim sektöründe çalıştım. Daha sonra biraz ara vermek istedim ama o ara gerçekleşemedi çünkü Sabancı Üniversitesi’ nin bir eğitim programı vardı, o zamanlar Müze açılacaktı ve eğitim programları açılması düşünülüyordu o zamanki İtalyan kuratörümüz tarafından. 10-12 yıllık bir eğitim geçmişim olduğu için o İtalyan kuratör hanımla müzede izleyiciler, çocuklar ve eserler arasında nasılbir ilişki kurulabilir, bununla ilgili bir çalışmamız oldu müze açılır açılmaz. Çok da zorlanmadım çünkü uzun yıllar eğitim sektöründeydim ve bu işi dünyada da hep pedegojik eğitim almış kişiler yaptığı için zorlanmadım, ama konu müzikten görsel sanatlara kaymış oldu.

O zamanlar Sabancı Üniversitesi’ nin Tuzla bölgesindeki çocuklar ile ilgili bir projesi vardı. Eğitim programları uygulamasına ilk onlarla başladık. Müzede, özellikle özel müzelerde eğitim çok özel bir çalışma olduğu için, bunu İl Milli Eğitim aracılığıyla duyuralım istedik. Müze, atlı köşk, ailenin yıllarca yaşadığı yer çok merak ediliyordu, buraya gelen çocuklara bir müze gezisini nasıl keyifli bir hale getirebiliriz diye çalışmaya başladık. Okullara fakslar göndermeye başladık. Her ne kadar eğitim için uzun yıllar çalışsam de hiç duramam, yurt dışına gittiğim zaman sürekli araştırıyordum. New York’ da, Paris’ te müzeleri gezdikçe özeniyordum, o tabloların önünde duran çocukları görüyordum, niye bizim ülkemizde yok diye kendi kendime düşünüyordum. Ki Koç müzesi böyle çalışmalar yapıyordu, Arkeoloji Müzesi’ nde de çocuklar için yapılmış aktiviteler de vardı. Sonra Sabancı Müzesi’ nde çalışmaya başlayınca New York’ ta ne kadar sevdiğim müze varsa yazmaya başladım. Onların ilgili departmanlarına gidip, gerekli incelemeleri yapmak için, Metropolitan Müzesi’ nde hat koleksiyonu sergilendiği için daha bir ay bile olmadan davet aldım. Orada ve MoMA’ da Modern Sanatlar Müzesi’ nde stajlar yaptım. Orada izleyiciler, yani çocuklar, engelliler, yetişkinler, toplumun tüm kesimi için eğitim programları hazırlanmıştı onları inceleme fırsatı buldum. Ondan sonraki yıl Washington’da National Gallery’ de bir eğitime katıldım, geçen sene de British Museum’ da eğitime katıldım. Onu yaşamak, o paylaşım çok önemli. Burada da üç yaştan gençlere kadar eğitim programlarını yürütüyoruz.

Eğitim bölümünün faaliyetlerinden bahseder misiniz? Hakikaten üç yaşındaki çocuklar katılıyor mu ?

Bu eğitim programlarını hazırlarken onların yaş gruplarına göre onların ilgi alanlarına göre , aktiviteler düşünmek gerekiyor. 7-10 yaş için iki saatlik bir program oluyor ama 3-6 yaşın dikkat ve motivasyon süresi o kadar az ki onların daha kolay algılayabilecekleri, dikkatlerini daha kısa sürede çekecek çalışmalara yöneliyoruz. Galeriye indiğimizde serginin türüne göre onları yönelteceğimiz sorular soruyoruz. Aslında eğitimimiz onların baktıkları şey hakkında konuşmalarını sağlamaya yönelik. Mesela bir portreye bakıyoruz, ne görüyorsunuz? Yönelttiğimiz sorular sayesinde izleyici karşısındaki eseri inceleme fırsatı buluyor. Hangi renkler, hangi şekiller, sanatın biçimleme duygusu doğrultusunda ilerliyoruz.

Faaliyetleriniz için ayrı bir bölümünüz mü var ?

Evet müzenin girişinde Sera’ da bir eğitim odası var. Rezervasyon yapan öğrenciler geliyor, orada yarım saat kadar bir hazırlık süreci var. Müze nedir?, Koleksiyon ne demek? ve serginin konusu ile ilgili düşümncelerini öğrenmeye çalışıyoruz, sonra yukarıya galeriye çıkıyoruz. Zaman zaman onlara çalışma kağıtları veriyoruz. Çizimler, motifler desenler yapıyorlar. Sonra tekrar eğitim odasına dönüp aktiviteler yapıyoruz. Mesela bu halı sergisinde motif baskısı yapıyoruz ya da halı dokuyoruz. Mesela Roden sergisinde heykel çalışmaları yaptık, Roden Müzesi’ nin yönlendirmesiyle düzenlediğimiz özel aktivitelerdi bunlar.

Genelde aileler mi getiriyor yoksa okullarla mı geliyor çocuklar ?

Biz organizasyonlarımızda Söz Danışmanlık ile çalışıyoruz, onlarla bu eğitimleri paylaştık. Onlar münferit de alıyorlar, önceden rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Genelde hafta içi okullar geliyor haftasonları ailelerle münferit katılınıyor. Aileler isterlerse bizimle birlikte gezip, eğitime katılabiliyorlar.
Aileler eğitime katılarak ya da bu eğitim için hazırlanan kitaplar ile de çocuklara destek olabiliyorlar. Söz Danışmanlığın da yine bir kitap serisi var, çocuklar için özel hazırlanmış. Bu kitaplar da Müze’ den satın alınabiliyor.
Bizim bir de “Kardeş Çocuklar” diye engelli çocuklarımız için eğitimlerimiz oluyor. Mesela Roden sergisi sırasında görme engelli çocuklarımıza dokunma duyusuna yönelik çok güzel bir programımız oldu.

Zihinsel engelliler için nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?

Düzenli çalıştığımız Zeytinburnu’ ndaki engelliler okulu var. Onlar her sergiye katılıyorlar. Artık Müze’ ye değil Müge’ ye ne zaman gidiyoruz diye soruyorlar. Çok tatlılar. Onlar ayrı bir dünya. Bu eğitimler çok faydalı oluyor. Mesela Roden’ de heykelleri yaptık önce, bir sonraki hafta boyamaya geldiler. Onların talepleri oluyor, düzenli olarak işbirliğimiz oluyor.

Diğer okullardan düzenli gelenler var mı?

Evet tabi, ilk kurulduğumuz zamanlar Bilgi Üniversite’ sinin “Kuştepe’ yi kalkındırma” projelerini bildiğim için Bilgi Üniversitesi’ nin etrafındaki okullara gittik. Bilgi Üniversitesi de bize servis sağladı, oradaki okullar bir yıl boyunca bize düzenli olarak geldiler. Sonra biz de düzenli ve ücretsiz servis olanağı sunduk. Tek yapmaları gereken bizi aramak.
Bir de eğitim programlarını duyurabilmek için bir resim yarışması düzenlemeye karar verdik. Bu yıl dördüncüsünü yaptık. Önümüzdeki yıl da olacak. Rahmetli Sakıp Bey, gözbebeği eski evinde çocukların aktivitelere katılmasından çok memnun oluyordu. Biraz da onun anısına bunu gelenekselleştirmek istiyoruz.

Bu yıl uygulamamızı biraz değiştirmek zorunda kaldık çünkü öyle resimler vardı ki ebeveynlerin müdahalesini hissediyorduk. Biz pedegoglarla ve uzmanlarla bu çalışmayı düzenliyoruz ve bir- iki- üçüncülüğü kaldırdık ve 50 eseri seçtik. Ve bu elli eserde aynı ödülü alıyor, aynı sertifikayı alıyor ve burada sergileniyorlar. Aşağı yukarı 5000 kişi civarında katılım oluyor.

Bu yarışmalara ait bilgilere aileler nasıl ulaşabiliyorlar?

Söz Danışmanlık bu konuda bize destek oluyor. Bu haberleri onlar gerekli mecralara ulaştırıyorlar.

Şu anki sergiden biraz bahsedebilir misiniz – Tanrıya Adanmış Halılar Sergisi’ nden ?
Önce eğitim odasında bir ön çalışma var, sonra sergiyi geziyoruz ve en sonunda atölyemizde aktivitelerimizi gerçekleştiriyoruz.

Biz ebeveynler çocuklarımızı sanatla ne zaman tanıştırmalıyız ve onlara nasıl destek olmalıyız?

Ailenin rölü çok önemli. Her konuda iyiyi farkedebilmek çok önemli. Her konuda onları gözlemlemeniz çok önemli ama ne kadar müdahale edeceğiniz size kalmış, mesela resim yarışmasında “Ver evladım o öyle çizilmez bak göstereyim” dediğiniz zaman o çocuğun tamamen hayal gücüne müdahale etmş oluyorsunuz. Biz de bu ödül değişikliğini biraz bundan yaptık. Çocuğun müdahale edilmeden çaktırmadan desteklenerek sanatsal faaliyetlerinde destek olmalıyız. Yaratıcılığı baltalanmamalı ama desteklenmeli. Yayınlar da çok önemli. Müzelerdeki programlara ailelerin de katılması çok önemli. Mesela biz geçen yıl öğretmenlere bir program düzenledik. Çocukları müzeye götürdüklerinde nasıl yönlendirmeleri gerektiği konusunda bir eğitimdi. Malesef sadece bir okuldan dönüş oldu. Sonra da başka talep olmadı. Oysaki bu tip eğitimlerin çocuklara pedegojik eğitim almış kişiler tarafından düzenlenmesi gerekiyor.

Bu öğretici sohbet için çok teşekkür ederiz.

Yorumlar (0)
Yorum yaz
Bilgileriniz:
Yorum:
Güvenlik
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.