18 Mayıs 2012, Cuma 03:31

Güncelleme:07:21:25 PM GMT

Buradasınız: Yazarlar Aynur Biçer Yaratıcılığa Çıkan Yollar

Yaratıcılığa Çıkan Yollar

e-Posta Yazdır PDF

Çocuğun yaratıcılığının evde ve okulda desteklenmesi gerekir. Bu da ev ve okulda yetişkinlerin işbirliğini gerektirir.

 Okul öncesi çağı çocuklarla çalışan eğitimci ve yetişkinler çalışmalarında şu kriterlere dikkat etmelidirler:

1. Çocuklar oyunlarında serbest bırakılmalı, zaman ve hayal güçleri sınırlanmamalıdır.
2. Çocuklara hayal güçlerini artıran materyaller verilmelidir.
3. Yaratıcı düşünmek için, fikirlerin içi dışına çıkarılmalı, ters çevrilmeli yani fikirlerle oynanmalıdır.
4. Çocukları baskı altına almamalı, değişik ve şaşırtıcı fikirleri engellenmeyip, cesaret verilmelidir.
5. Çocuğun çevresinde oynayabileceği eşyaların olması ve evin ya da sınıfın çeşitli yerlerinde oynayabilmesi sağlanmalıdır. Yetersiz çevre koşullarının yaratıcılığı olumsuz etkilediği unutulmamalıdır.
6. Çocuğun heyecanı, hevesi ve yetişkinin sınırlamaları arasında denge kurulmalıdır.
7. Sorunların çözümünde, çocukla "öyle olmaz, böyle olur" gibi kesin konuşmalar yapmak yerine "başka türlü nasıl yapabilirdin?" gibi açık uçlu öneriler getirilmeli, çözüm yolları tartışılmalıdır. Çocuğun özgür düşünmesine, deneme yanılma ile problemlere çözüm bulmasına, ezbercilikten uzaklaşmasına yardımcı olunmalıdır.
8. Bir işi gerçekleştirebilmesi için, çocuğa cesaret verilmeli, imkan sağlanmalı ve yardımcı olunmalıdır.
9. Çocuğa çevresini algılaması, gözlemesi ve bu gözlemlerini değerlendirmesi öğretilmelidir.
10. Her şeye "evet" diyen bir çocuk yetiştirme anlayışına sahip eğitim sisteminin, çocuğun yaratıcılığını olumsuz yönde etkileyeceği unutulmamalıdır.
11. Her yerde ve her zaman "mükemmel olmak" duygusundan uzaklaşılmalıdır.
12. Eğer çocuk hazırsa, daha fazla şeyler öğrenmesine fırsat tanınmalıdır.
13. Cinsiyet rolünün aşırı ya da yanlış vurgulanmasının yaratıcılığı olumsuz etkilediği unutulmamalıdır.
14. Çocuğun kendine güven duyması sağlanmalıdır.
15. Kalabalık sınıflar, aşırı yüklü sınıf çalışmaları ve katı disiplin anlayışının çocukların yaratıcılığını engellediği unutulmamalıdır.
16. Çocukta yaratıcılığın gelişmesi ve ortaya çıkması için çocuk kitapları ve sanatla daha çok etkileşimde bulunması sağlanmalıdır.
17. Bilhassa okulların kuramsal derslerinde gereğinde yaratıcı etkinliklere (yaratıcı drama evdede herzaman bir drama ortamı canlandırma ve enerjik tavırlar sergileyen örnek bireyler olmalıdır ki çocuğun enerjisi düşşe bile hemen pozitif etkileşime gireceği yetişkinin tutumlarını modellerken olumlu sonuçlar doğsun) ve sanatsal süreçlere yer verilmesi, resim ve müzik derslerinin oyun, dramatizasyon, tiyatro etkinliklerinin katılmasıyla zenginleştirilmesi sayesinde çocukların ilgi ve yeteneklerinin ortaya çıkması ve yönlendirilmesinin gerçekleşebileceği gözönünde bulundurulmalıdır.
18. Çocukları dinleyip, fikirlerini uygulamaları kolaylaştırılmalıdır. Çünkü çocuklar yaptıkları ve düşündükleri şeyler hakkında yetişkinlerin düşüncelerine ihtiyaç duyarlar,
19. Çocuğu yaratıcılığa yöneltmede ödül kullanılmamalıdır. Zira ödülü elde etmeye çalışmak, çocuğun yaratıcılığını engelleyebilir.
20. Kendi yaratıcılığınız için ise, yeterli hayat tecrübesine sahip olmalı, okumalı, çeşitli insanlarla ilişki kurmalı, seyahat etmeli, çalışmalı ve bunları yapabilmek için kendinize zaman ayırmalısınız. Çünkü bilinmeyen birşey hakkında yaratıcı düşünmek zordur. Bunun için de farklı şeyler yapın, eskiden bildiklerinizi farklı şekilde yeniden deneyin. Başarısız olmaktan, diğerlerinden farklı olmaktan ve bağımsız düşünmekten korkmayın. Çevreye karşı daha açık ve daha hassas olun. Her zaman soru sorun, aldığınız cevapları da soruya çevirin. Çünkü sorular bilgiye giden yollardır.

Yaratıcılığa giden yolun pürüzsüz olmadığını unutmayın. Yaratıcı potansiyele sahip olduğunuzu hissedin, eğer bunu hissetmezseniz yaratıcılıkta bulunamazsınız.

Tüm bunlara yardımcı olmak için de mizah duygunuz, macera arzunuz, açık bir zihniniz ve bitmeyen bir merakınız olsun.

Merhabalar,

Bu ayki yazımı, yaratıcılığı, hayatın içinde yaparak, yaşarak öğrenmeyi destekleyen tutum ve davranışlar üzerine yoğunlaştırıyorum. Yukarıdaki yazının sonunda (rehberlik arşivimde yazarının adını bulamadım kaynak belirtemeyeceğim) belirttiği gibi, eğer bunlara sahip olursanız yaratıcı bir çocuğun yetişmesine katkıda bulunabilirsiniz diyorlardı, bu tam da bahsedeceğim konu ile örtüşüyor. Bu konuya paralel olarak önerebileceğim etkinlik yelpazesi çok geniş, bu yüzden sadece boyamalardan başladım. Her yazımda farklı etkinliklerle devam edeceğim…


Boyama-hisse1
Banyoda sulu boya keyfi ya da çocukların balkonda sahilde kullandıkları minik havuzlarda zaman geçirirken, serbest bir biçimde fırça kullanmaları onları hem neşelendirir, hem de gözlem yeteneklerini geliştirir. Yaratıcı bir etkinliğe ayrılan kaliteli dakikalar, kişiliğine çok şey katar. Su bazlı kaliteli bir sulu boya, cildine zarar vermez . Bir buçuk yaş üzeri çalışmaya uygun bir etkinliktir, Kuzey’le daha 14-15 aylıkken yapmaya başladık . Zamanı ayarlamanız ve ilk seferden iyi bir tutma ve amacına yönelik kullanım beklememeniz gerekir. Üçüncü, dördüncü seferlerden sonra yapılan tekrarlarla amacına yönelik, yaş düzeyine uygun uygulamalar ve keyifli anlar geçirebilirsiniz. Çocuğun hareketlerini yönlendirmek yerine, çocuğun sizi gözleyerek taklit etmesine sabır göstermelisiniz. Bu aynı zamanda bilişsel gelişime de katkı sağlar. Siz çocuğun yerine karar vermemelisiniz, o kendi istediği rengi ve tutma biçimini/stilini kendi belirlemeli, böyle küçük tercihler ileriki hayatımızda karar alma mekanizmalarımızın doğru ve özgüvenli çalışmasını sağlar .(Küçük yaş çocukların ağza almaması konusunda ilk seferlerde ısrarcı bir iki durum yaşanabilir, buna da hazırlıklı olun…)


Boyama-hisse2
Bahçede “artık materyaller” boyama, plastik şişeler, kavanozlar, ya da bahçede yere uzanarak kağıda, kartona , koliye özgün resimler yapma

Boyama_hisse3
Taş boyama : Kumsalda, bahçede toplanan taşları, yemekten sonra ailece boyama…

Boyama _hisse4
Bahçenizdeki veya balkonunuzdaki renksiz saksıları boyama

Boyama-hisse5
Ayakkabı kutularını çocukların özgün şekilde boyamalarını isteme ve özel eşyaları için kullanmalarını destekleme. Kendi üretimi olan bir nesneye değer verme ve kullanma kişide olumlu etki yapar, bir şey ürettim hissi doğmasına sebep olur.

Çocukların yaptıklarının değer ve beğeni görmeleri, güven tazeleyicidir. Bunu her olumlu tavırda hissetmeliler. Sadece olumsuz durumlara yoğunlaşan ebeveynler, çocukların doğru ve güzel yaptıkları davranışları sıradan görürler. Oysa sıra dışı davranışlara odaklanmak, beyne olumsuz sinyaller göndermektir, olumlu telkinler olumlu alt beyin sistemlerini tetikleyerek hormonların dengesini bile etkiler. Çocuklarımızı gündelik hayatlarında üretmeye ve hayatın içine katmaya özen göstermeliyiz, hazıra alışmak, tüketim toplumunu destekleyen sosyal bir sorun olarak çıkıyor ortaya. Hazır oyuncaklar, hazır kalıplar, hazır yiyecekler, emek harcanmadan elde edilen her şey bizi tembelleştiriyor, birilerinin getirip önümüze koymasını yada şansın gelip bizi bulmasını bekliyoruz. Beynimiz de vücudumuz gibi hantallaşıyor, çocukluk döneminden itibaren edinilecek olumlu davranış alışkanlıkları, yetişkinlikte bize ve hayatımıza yön verecek tutumlar olarak karşımıza çıkacak . Sorgulama ve sebep sonuç ilişkisi kurabilme, ilk çocukluk yıllarında çok değerli bir tutumdur, ailenin çok sorgulayıcı, yapıcı ve olumlu bir biçimde sorunları algılayıp çözümler üretmesi, ilerde çocuğun da bakış açısının önemli bir göstergesidir.. Aslında davranışlarımızı ve çocuğumuzu ayna gibi algılarsak, “o” bizim ona verdiklerimizin bir göstergesidir ve tutum aynamızdır.

Bir kitabın başlangıç yazısı derki, “o’na en çok kızdığımız an, bize en çok ihtiyaç duyduğu andır...”


Boyama-hisse6
Bildiğiniz gibi sebze ve meyve baskıları, doğadan toplanan yapraklarla yapılan baskılar da boyama etkinliği içine girer. Özellikle belirtmek istediğim 4 yaş altı çocuklara serbest boyama tekniğine yönlendirmek gerekir (bu yaşlarda belirlenen şeklin içini boyama gibi sınırlandırıcı boyama çalışmaları çok sık yapılmamalıdır ).

Özgünlük, kendi iradesi doğrultusunda başarabildiğidir ve en özeli budur. Bunu her zaman çocuklarımıza hissettirmeliyiz. Özelsin ve yaptığın her şeyde çok özel , tıpkı dünyamız gibi. Çocuklarımız özgün çalışmaları sürekli yaparak gerçek benliklerini keşfetme yolculuğuna çıkacaklardır.

Taklitler her zaman asıllarını yüceltir. Kendine has birinin bıraktığı izin ona ait olduğunu herkes bilir.

Dilerim ki hepimiz ve çocuklarımız, kendine özel olabilmeyi başarabilelim ve kendimizi olduğumuz gibi sevelim. Kendisi ile barışık insanlar hayatla ve dünyayla da barışık olabiliyor. İlk olarak boyama etkinliğini seçmemin nedeni iç dünyanın ilk yansımalarının bu şekilde ortaya çıkmasıdır ve en yaratıcı çalışma özgün boyama çalışmalarıdır. Lütfen çıkan hayal hisselerinizi kullanın ve kullandıkça hayal zengini olmanın dayanılmaz hafifliğini hissedin, çocuklarınıza kendi hayallerinizi anlatın ki onlar da hayal kurabilsin...

Sevgiler

Hayalci Anne, Aynur BİÇER

Köşemde mutlaka bulunmasını istediğim bir yazı da benlikle ilgili bir derleme, insan ilişkilerine ve çocukların edinecekleri tutumları oldukça kaliteli bir biçimde şekillendiren örnekler. Dilerim sizde aynı ölçüde etkilenirsiniz.

Çocuğunuzun Benliğinin Sağlıklı Bir Şekilde Gelişmesini Nasıl Sağlayabiliriz...

Çocuğunuzun sevilirliğini, kendini yönetme becerisini, ve dünyayla bağlantısını kuvvetlendirip derinleştirebilmek isteyen veliler için.

1 – SEVGİ ; Günlük olarak kayıtsız şartsız sevginizi belirtin.
2 – Çocuğunuzun duygularını tanımladığı şekilde dinleyin ve kabul edin.
3 – Uygun davranışlarda bulunduğunda fark ettiğinizi tanımlayın ve cesaretlendirin.
4 – Sağlıklı bir ruh hali için başkalarıyla ve sizinle iletişimde bulunmasını telkin edin.
5 – SINIRLAR : Destekleyici Rutinler ve Kurallar yaratın.
6 – Kendi ailenize ait törenler yaratın ve bunlara sadık kalın.
7 – SİZ: Kendiniz çocuğunuza Olumlu bir örnek olun.

Başkasının Taklidi değil KENDİSİ olmasına cesaretlendirmek için:

Sözcükler,
- Seni seviyorum.
- Seni görüyorum, dinliyorum.
- Merhaba birtanem.
- Sana kavuştuğum için mutluyum.
- Öylemi?
- Hayret ! Gerçekten mi?
- Seninle olmaktan çok haz duyuyorum.
- Senin benim evladın olmandan çok mutluyum.
- Sadece sen ve ben, birlikte olmak için bir gün ayarlayalım.
- Hissettiklerin normal ve doğal.

Dinlerken;
- Ben buradayım ve seni dinliyorum.
- Bana gününün nasıl geçtiğini anlat.
- Konuşmak ister misin?
- Söylemek istediklerini anlıyorum.
- Sanırım .... olduğunu/hissettiğini söylüyorsun.

Mimiklerle mesajlar;
- Gülümse, nidalar ve kahkahalarla cevap ver.
- Göz kırp.
- Başını evet/haklisin anlamında salla.
- Burnunu kırıştır.
- Göz kontağı yap ve kulak ver.

Fiziki İlgi;
- Kucakla, elini tut, dokun, sırtını sıvazla.
- Omuz, sırt yada vücut masajı yap.
- Kucağına oturması için davet et.
- Birlikte yemek ye, yürüyüşler yap, birlikte dinlen, çalış ve oyna.

Şartlı Sevgi Sözcükleri

DAVRANIŞı Cesaretlendirmek İçin

Sözcükler,
- Teşekkür ederim.
- Aferin !
- Doğru seçim !
- Kararını beğendim.
- Sorunu sen kendin adlandırabildin!
- Hatalardan öğreniyorsun.
- Büyük ilerleme gösterdin !
- Bir kere daha denersen becereceksin!
- Eminim başarından sen de memnunsun.
- Çok şey öğrendin.
- Nasıl da hatırladın!
- Dinlediğin için teşekkür ederim.
- Verilen komutları takip ettin aferin !
- Yardımın çok hoşuma gitti.
- Zoru başardın, bravo!.

Dinlerken;
- Söylediklerinden senin için ne büyük zorluk olduğu anlaşılıyor.
- Ben sana bu durumda nasıl yardım edebilirim dersin?
- Bu hatayı nasıl düzeltebilirsin düşündün mü?
- Başka ne gibi fikirlerin var?

Çocuk başarabilmek için gerçekten uğraştıysa, mimiklerinizle ifadeniz;
- Gülümse, nidalar ve kahkahalarla cevap ver.
- Göz kırp.
- Başını evet/haklisin anlamında salla.
- Burnunu kırıştır.
- Göz kontağı yap ve kulak ver.

Çocuk başarabilmek için gerçekten uğraştıysa, Fiziki İlgi;
- Kucakla, elini tut, dokun, sırtını sıvazla.
- Omuz, sırt yada vücut masajı yap.
- Kucağına oturması için davet et.
- Birlikte yemek ye, yürüyüşler yap, birlikte oyna.

2 – Çocuğunuzun duygularını tanımladığı şekilde dinleyin ve kabul edin.
Üzgün mü, Kırgın mı, Korkmuş mu, Kızgın mı, Memnun mu... Çocuk neler hissettiğini söylediğinde “ Yok canım kızgın değil ama olsa olsa kırgınsındır !” gibi cevaplarla çocuğun kendi duygularını kendinin bilmediğini iddia etme durumuna düşmeyin. Düşünün, size birisi sizin ne hissettiğinizi söylerse “Ne hissettiğimi sen mi bileceksin, yoksa BEN mi ?!” diye nasıl kızarsınız!...

3 – Uygun davranışlarda bulunduğunda fark ettiğinizi tanımlayın ve cesaretlendirin.
A) Görüp duyduğunuz davranışından söz edin.
B) Beğenip taktir ettiğiniz davranışlarını söyleyin.
C) Neler hissettiğinizi belirtin.

Derleyen: Handan Baykan

Mutlu hayaller :)

Yorumlar (0)
Yorum yaz
Bilgileriniz:
Yorum:
Güvenlik
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.