Herkese merhaba,
Bu ay gördüğünüz üzere, yazar kadrosu olarak oldukça kalabalıklaştık... Her bir arkadaşımın yazısını okurken gerçekten çok zevk aldım. Umarım sizler de benimle aynı fikri paylaşıyorsunuzdur. Sevgili editörümüz her gecen gün bizleri daha da şaşırtıyor. Aramıza yeni katılan tüm arkadaşlara kocaman bir merhaba..!
Gecen ayki yazımda (-ki bu benim ilk yazımdı) dil öğreniminin çocuklarda nasıl başladığından ve bu eğitime katkılarımızdan bahsetmiştim. Bu ay da, sizlere söz verdiğim üzere yabancı dil eğitimi ile ilgili yazacağım.
Tüm ebeveynler, çocuklarının en iyi yerlerde, en başarılı işlerde olmasını ve en iyi şekilde yaşamasını isterler. Öyle değil mi? Bunun için de gerekli bazı etkenler vardır.. Bilgisayar bilmek, üniversite mezunu olmak ve yabancı dil bilmek gibi (tabii bunları çoğaltabiliriz bunlar ilk aklıma gelenler). Hatta birçoğumuz, bulunduğumuz ortamlarda şu ifadelerle karşılaşmışızdır. ’Çok iyi bir üniversite okumana gerek yok onun yerine 2 tane yabancı dilin olsun her yerde iş bulabilirsin’. Bu ifadelerin doğruluğunu ya da yanlışlığını tabiî ki tartışmayacağız. Bu örnek sadece yabancı dilin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak içindi.
Birçok yetişkin, lise sonrası ya da üniversite bittikten sonra bu işin üzerine eğiliyor. Yabancı dil altyapısını oluşturabilmek ya da var olan altyapıyı geliştirebilmek için ders alıyor ya da kurslara katılıyor. Ama acı bir gerçek var..! Maalesef yabancı dili, 10 yaşındaki çocuğunuzdan veya yeğeninizden daha iyi kullanamayacaksınız.
Çocuklar doğduklarında, beyinleri boş bir kağıda benzetilir. İnanılır ki gördükleri, duydukları her şeyi oraya yazmaya başlarlar; bir bakıma kayıt altında tutmaya başlarlar. Ve onlar için yabancı dil öğrenmek çook kolaydır. Çünkü onların zorunluluğu yoktur ve bunu bir iş olarak görmezler.. Tamamıyla eğlencedir.. Onlar bu işten zevk alırlar ve oyun oynayarak farkında olmadan öğrenirler. Size ilginç bir teoriden bahsedeyim. Bu rivayete göre Tanrı çocukları yaratırken onlara aynı zamanda sihirli bir yetenek vermiş. Yabancı dil öğrenme yeteneği…Ama bunun kötü bir yanıi varmış..Bu yetenek yavaş yavaş kayboluyormuş…Bir yetişkin olunca tamamıyle yitiriliyormuş..
Tabiî ki bunu okuyunca olmaz böyle şey dediğinizi duyar gibiyim ama bu rivayet bazı sorulara cevap verebiliyor. 1. Evet çocuklar çok çabuk öğreniyorlar ve bakın bunun da sebebi sihirli yetenekleriymiş. 2. Yetişkin olarak ben niye öğrenemiyorum diye kılı kırk yarmanıza gerek yok, çünkü bu yetenek çocuklara verilmiş.. Kendinizi boşa hırpalamayın.:)
Bu işin esprili yanıydı. Ama çocuklarımızın geleceği için yabancı dil eğitimi almalarını istiyorsak- ki bu globalleşen dünyanın olmazsa olmazlarından- en erken yaşta yani okul öncesinde başlatmalıyız. Bunun için anaokullarını da tercih edebilirsiniz ya da ben yeterince biliyorum diyerek kendiniz de bu işle ilgilenebilirsiniz. Ama unutmayın siz yetişkinler çocukların bundan zevk almalarını sağlamalısınız, onları eğlendirmelisiniz ki sizinle oyun oynamaya katılsın. İster parmak oyunları kullanın, isterseniz şiirler, tekerlemeler veya şarkılarla ilgisini çekin ama kesinlikle ve kesinlikle eğlendirin.. O zaman yabancı dil zamanı geldiğinde çok istekli olacaktır. Fakat sakın aceleye getirmeyin. Bir anda hepsini öğretmenize gerek yok.
Bu yazımızın sonunu bir tekerleme ile bitirmek istiyorum. Bu tekerleme ile günleri öğretebilir ve tekerlemenin içindeki kelimeleri ‘Sneeze- cat- hat- mother –father-friends‘ resimleriyle gösterebilirsiniz.. İsterseniz yaratıcılığınızı kullanarak işin içine hareketler bile katabilirsiniz ve çocuğunuzun ilgisini daha kolay çekebilirsiniz. Hepinize kolay gelsin…
Mutlu kalın..
İste tekerlememiz…
Sneeze on Monday, hug your mother
Sneeze on Tuesday, play with Brother
Sneeze on Wednesday ,find a cat
Sneeze on Thursday, loose your hat
Sneeze on Friday ,have a good day
Sneeze on Saturday, see friends Sunday







