Yaz geldi geçti, ben bol bol tembellik yaptım, doktorumun da dinlen talebinin arkasına sığınarak, eşim diyor ki, korkarım o yatakla bir süre sonra yapışacaksınız:) Hayatımı yavaşlattım, aslında pek de bir şey kaybetmedim, kendimi, sağlığımı kazandım. Herkes için geçerli olamayacak bir özgürlük bu farkındayım, bu sebeple size bilmiş bilmiş, aman sizde yavaşlatın hayatınızı diyemeyeceğim. Ama en azından fırsatlar yaratmaya çalışın olmaz mı?
Ben huzurlu olunca evim de huzurlu oluyor, çocuğum da… Ama dedim ya herkes başaramayabilir, çünkü hayat çok zor. Birçok anne çok ama çok çalışmak zorunda, durmaya hakları yok gibi, ülke şartları belki de, biz Avrupalı anneler kadar izin kullanamıyoruz, çevremdeki arkadaşlarımdan gördüğüm, hamile kalır kalmaz bakıcı aramaya başlamaları. Çünkü uzun süre izin almaları bir yana, hamile kaldıktan ve çocuk doğurduktan sonra iş hayatında kendilerini çok daha fazla zorlamaları ve çocuk olsa da hala iyi bir çalışan olduklarını ispatlama zorunlulukları doğuyor. Şanslı azınlık buna karşı çıkabiliyor ama çoğu bu düzene boyun eğiyor.
Hayatın zorlukları olsa da tadını çıkarmak için de fırsat kollamalı insan, nedeni çok basit, hayat evet çok zor ama bir yandan da bir o kadar kısa, sonra bir bakıyorsun, elinde hayallerinden çok azı kalmış. Bu yazının konusu e-bebek firmasının bizim firma da dahil 300 kadar tedarikçiye verdiği iftar davetinde, genel müdürü Halil Bey’in kuruluşlarından itibaren anlattığı muhteşem hikayesi olacaktı aslında ama artık bir başka yazıya kaldı, nedeni çok acı.
Nedeni size birkaç kez anlattığım minik Kahraman Nehir. Minik bedeni bu uzun ve zorlu yolda Pazar gününe kadar dayanabildi, bir tanecik anneciğinin kolları arasında bizim bildiğimiz hayata veda edip, öbür hayatına , melek olacağa hayata doğru yolculuğu başladı. Ailesine sabır ve güç diliyorum, Allah hiç kimseyi evladıyla sınamasın, minik meleğe rahmet eylesin…
Sevgi çok acayip bir şey, yüzlerce kişi ağlıyor bu küçük melek için, dualar ediyor ailesi için. Hem de onu hiç tanımayan, yüzünü sadece fotoğraflarda gören yüzlerce kişi. Çünkü onun annesi, Zeynep, kalbini açtı bu insanlara, ve en naif haliyle tüm yaşadıklarını paylaştı, herkes Nehirciğin hangi rengi sevdiğini, hangi yemekleri en çok yediğini, hangi şeylere en çok güldüğünü biliyor, ve o ağlayan yüzlerce kişi bir yakınlarını kaybetmiş gibi üzgün.
İnsanlık öldü, deyip geçiştiririz ya, bu küçük kız bize aksini o kadar duygu yüklü ispatladı ki. Yüzlerce insanı öyle bir kenetledi ki birbirine, işte tam da bu sebeple gözyaşları Nehir olup akıyor. Allah rahmet eylesin küçük prenses, nurlar içinde, en sevdiğin pembeler içinde yat…







