10 Şubat 2012, Cuma 21:32

Güncelleme:05:46:11 AM GMT

Buradasınız: Yazarlar Editörden Oradan buradan…

Oradan buradan…

e-Posta Yazdır PDF

Nasıl bir rehavet çöktü herkese, tatile gidenler gittikleri için, gidemeyenler gidemedikleri için yakınıyor. Havalar da bir acayip, açamadık biz de sezonu daha… Bir gün Kaan laf dinlemeyip girdi, üç gündür snıff snıff dolanıyor kuzu. Bu haftaki planlar kapalı mekân olacak, çare yok…

Hamileler

Allahım her gün yeni bir hamiş haberi alıyorum, hem de en yakınlarımdan, ayyy sabredemiyorum, dolsun zaman, hayırlısıyla alalım bebeleri kucağımıza, koklayalım bol bol… Kaan’ a bir sürü kardeş (kuzen) geliyor, ollleeeeyyy….

Okan Bayülgen

Ya o nasıl bir zekadır, o nasıl bir mütevazilik ve realliktir,  aşmış bir insan, üç gece program yapıyor, esneyerek islediğim bir vakit ama karnıma sancılar giriyor gülmekten. Geçen kim, birisi yazmış köşesinde, Cengiz Semercioğlu muydu? Galiba! Demiş ki: tamam Beyaz show da çok güzel ama sıkılıyor insan, oysa Okan’ın her an programı terk edip gitme riski var, bu heyecan izlettiriyor… Yani şöyle katılıyorum, Beyaz show da çok fazla geyik dönüyor, yeni şarkıcı, yeni cd sinden 2 şarkı playback, hahh ha hohh ho, program bitti. Oysa Okan Bayülgen’ de hayat var, gerçekler var, Hakkı Devrim var….

Ömür Gedik

Nasıl bir elit kadındır o, kıskanıyorum. Üstelik bilmiyordum, bir çocuğu varmış, benim de bir çocuğum var ama vücutlarımızın oranı 3 e 1! Geçen Beyaz Show’da Ferhat Göçer’e sürpriz yaptı. Belli süper aşıklar, ama Ferhat Göçer tarz olarak o kadar farklı duruyor ki yanında… Daha doğrusu sanki o muhteşem şarkıları yazan, o muhteşem sese sahip olan adam o değil! Ne kadar mütevazi, üstelik doktor olduğunu da hatırlatmalıyım, o da çok elit ama farklı işte, yakışıyorlar mı yakışıyorlar!

Melis Alphan

Nasıl natürel, nasıl komik, nasıl doğru yazıyor… Her gün gazeteyi ilk açtığımda onu okuyorum, kaç yaşında bilmiyorum ama benden filan küçük herhalde, süpersin…

Sibel Arna

İnsan rollerden ibaret… Hepsinde mükemmel olmak imkânsız… İlk annelik yazısını görünce şaşırmıştım, nitekim moda köşesinin sahibiyken birden anne yazar oldu. Aslında komiktir, yıllardır Nora Romi’nin üstlendiği anne yazarlığı onun vedasından sonra süründü resmen. Önce Mehtap adlı bir anne aldı görevi, nitekim olmadı gitti… Bana çok kaba gelen bir üslubu vardı, “Okur!” filan diye hitabetleri vardı, bir de aile mevzularındaki laubalilik sanırım gazete yöneticilerince uygun bulunmadı. Sonrasında pat bir baktım Sibel Arna geliverdi. Ayıp olmasını asla istemem, onun moda yazarlığını gerçekten beğenerek takip ederdim, ama iş anneliğe gelince tabi ortam bayağı kişiselleşti. Ben özünde şöyle hissettim, ama yanlış hissettiysem de utanırım… Yavan geldi yazı dili, sanki bakın ben çok mükemmel bir anneyim deme çabasında ve içten asla değil. En son olay yaratan dadı yazısında ise şunu hissettim, evinde bir hizmetli olmasına alışık değil, yani düzenli olarak ve çalışanına nasıl davranması gerektiğinden bihaber. Zannediyor ki, evde çalışan her görevliye, Aşk-ı Memnu’daki Katia gibi davranılmalı, emredilmeli, aşağılanmalı…

En çok kızdığım nokta da şu oldu, bebeğini emanet ettiğin kişiyi sen milyonlarca kişi önünde rezil ediyorsun, ona hakaretler yağdırıyorsun, sonra da ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi, onunla yaşamaya, ona en değerli varlığını emanet etmeye devam ediyorsun. Yani demem o ki, hem kadını mahvet, tüm ailesi ve sevdiklerine rezil et, sonra da etinden sütünden faydalanmaya devam et. Çok fena çok… Ayıp, yazık…

Ve Şehitler…

İşte bu yüzden yazamıyorum günlerdir… Bir anne demiş ki feryatlar arasında, benim evladım neyin bedeli? Evet neyin bedelini ödedi o yavrucaklar, o aileler… Nedir bu? Neden? Kim kazanıyor? Gök gürlüyor çatır çatır, yağmur dinmedi saatlerdir, huzur versin o evlatlara… Serinletsin ana-babaların yüreğini, söndürsün eşlerinin yüreğindeki ateşleri ve silsin yavrularının kötü kaderlerini…

Sevgiyle kalın…

Yorumlar (0)
Yorum yaz
Bilgileriniz:
Yorum:
Güvenlik
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.