Aman aman ne kadar da uzun zaman olmuş yazmayalı, çok da komiktir farkında değilim gerçekten, zaman su gibi geçiyor, o ayrı, ama kafamda o kadar çok yazı yazdım ki, sadece yayınlamaya vakit bulamadım… Anlatacağım, anlatacağım da önce uyarayım hepinizi, nitekim en son kuzenime bir parçasını anlattığımda, “içim şişti walla” , diye cevap verdi... Doğrudur, ben kendim de inanamıyorum gerçekten kendime…
Haftanın yoğunluğu ve temposu hızlı başladı, Perşembe gibi oğluşumun hastalanmasıyla tak dedi dondu. Yeni çorap koleksiyonumuz, bu hafta sonunda çıktı, çıkar çıkmaz da beğenildi, bayilerimizde bizi siparişleriyle çok mutlu etti, bir telaş, fabrikadan ofise koşturup duruyorum. Ama yok her şey bir arada olacak ya, şu Toyota’ nın geri çağırma mevzuunda benim arabamın da şasi numarası çıkmaz mı listede, tabi hemen arabayı götürdük, Allaha şükür, problem yokmuş, geri gönderdiler. Ama ne rezalet di mi tüm dünyada binlerce aracı geri çağırıyorlar, mesele de küçücük bir parça. Ama o küçücük parça o kadar önemli ki, gaz pedalının takılı kalmasına yol açıyormuş.
Ben 2003’den beri hep Toyota marka araç kullandım, ve herkese deli gibi tavsiye ediyorum-dum. E şimdi nasıl güven duyayım, tamam şu anki aracımı hemen satmayacağım, ama yenisini alacağım zaman bir kez daha düşüneceğim. Birçok insanın ev alacağı bir paraya araç alıyorsunuz, sonra sizi geri çağırıyorlar, “efendim gaz pedalı takılı kalıp yolda kaza geçirebilirsiniz, biz pedalın arkasına bir parça koymayı unutmuşuz, bi gelir misiniz!”. Yılların markası, yatırımı yerle bir… Gerçi Türkiye’de önemli değil, unutulur gider birkaç aya… Bu arada Ford’ dada geri çağrılma varmış, konuya çok vakıf değilim, ama Toyota’ sı olanlar dikkat, hemen servisinize başvurun, Yaris’ den Rav4’e hepsinde sorun olabilme ihtimali var…
Bu kadar araba muhabbeti yetmezmiş gibi iki gün sonrada yedek parçanız geldi, diye çağrıldım, radyomdaki bir sorun yüzünden, yani tüm bu sıkışıklık arasında bir de arabamla uğraştım. Sonra efendim, ana konuma geleyim, hafta başından itibaren Kaan geceleri burnu tıkanık, horlayarak uyuyordu, git gide arttı. Çarşamba günü okula göndermeyecektim ama efendim beyefendinin sunumu varmış, tutturdu gidicem diye. Herkes beğendiği kitabı okula götürüp, kahramanını arkadaşlarına anlatacakmış, bizimki de Winnie the Pooh’ u anlattı, gerçi, Tiger’ın kitabını götürdü ama yine de çok iyi geçmiş.
Perşembe sabahı ise iyice hastaydı, ben de okula göndermeyip, doktora götürdüm hemen sabah 9da. Tam saatini söylüyorum çünkü hikâyenin geri kalanı için önemli. Doktorumuz kulakları ve boğazı tertemiz deyip, öksürük şurubu ve burun açıcılar verip gönderdi, o günü evde çorbalar bitki çayları filan geçirdik, bu sırada ben hala tetikteyim çünkü sınıfında bir arkadaşı kızıl geçirmiş, ve doktorda bu aralar çok salgın olduğunu söyledi. Neyse akşam oldu, yemek uyku, ama o tatsız ben huzursuz. Gece 11 gibi kulağım ağrıyor diye uyandı, biz de üzerine yattı sandık. Kulak temiz biliyoruz ya, ama yok çocuk susmuyor, sıcak havlu üzerine yatırdım, bir parça uyudu, bu sefer daha şiddetli bir ağrıyla uyanınca gece bir buçuk da biz acilin yolunu tuttuk.b Numune’den bir nöbetçi doktor varmış tesadüf Acıbadem’ de, kulağı sıvı dolu demez mi! Hay Allahım çıldıracağım, sabahtan akşama mı oldu, gündüz ki doktor kör müydü? Ben artık bu aralar zaten doktorlara karşı çok fena ön yargılıyım, iyice koptum, ağrı kesici niyetine ibufen, ardından antibiyotik benim tatlı kuzum mışıl mışıl uyudu…
Cuma da tabi göndermedim okula, anneannemiz aldı sağ olsun, ben tüm gün fuarda olacaktım. Bebek fuarı bu sene inanılmaz güzeldi, bir sürü yeni firma tanıdım, bayilerimle buluştum, arkadaşlarımla karşılaştım… Ardından fabrika, sonra akşam beşte bir toplantı, saat yedide anca ofiste oldum, eve gelmem 10u bulunca bizim fıstık anneannede kaldı.
Cumartesi sabahtan yine işe gittim, saat birde çık, Kaan’ı al, ikide arkadaşına git, annelerle harika bir gün geçir, akşam beş buçukta evde ol, altıda eve misafirlerimiz geldi, akşam 10’a kadar bebek sev, Kaan’ı uyut demeye ben 11’de iki seksen koltuğa yığıldım artık…
Nasılmış program sizin de içiniz şişti di mi? Bakalım bu haftamız nasıl geçecek, hepinize harika bir hafta diliyorum.
Sevgiler,
Esra







