Uzun uzuun yıllar önce, ormanın derinliklerinde küçük mavi yaratıkların yaşadığı bir köy vardı. Onlar kendilerine "Şirinler" derlerdi. Çok iyiydiler…
Belçikalı çizer Peyo' nun Şirinleri 60' larda çizgi roman olarak doğsa da, asıl 80' lerde çizgi film olarak çocukluğumuza girdiler. Her çizgi karakterin başına gelen onların başına da geldi. Büyüklerin akıl süzgecinden geçerken, kategorize edildiler. Haklarında siyasi yakıştırmalar yapılıp, bir kısım dini oteritelerce lanetlendiler.
Onlar ormanın derinliklerindeki mantar evlerinde kitle iletişimden uzak olduklarından tüm yorumlardan uzak kalıp şirin hayatlarını sürdürmeye devam ettiler. Ah bir de Gargamel olmasa… İlk yıllarda 6 tane Şirini yakalayıp onları altına dönüştürme büyüsünü yapabilmek için, sonraları onları Azman'la birlikte akşam yemeği yapmak için Şirin avına çıkar, Şirinlerin köyünü arar dururdu. Akıllı Şirinler, Şirin Babanın liderliğinde her defasında Gargamel' den kurtulmayı başarırlar ve hep iyiler kazanırdı.
Günümüzde Şirinler dergileşerek de hayatımızda. Birkaç macera çizgi hikaye, boyama ve bulmaca sayfalarından oluşuyor. Siz kendi derginize dalmışken çocuğunuz da bu renkli dergiye dalıp resimlerden Şirinlerin hikayelerini okuyabilir. Üstelik bu okul öncesi dönemde yüz ifadelerini tanıma, anlamlandırma ve hikayeleştirme açısından da oldukça hoş bir etkinlik olarak görülebilir. Hikayeleri sizin sesinizle dinlediğinde kendi hikayesi de renklenecektir. Kitap okumanın bir adım gerisinde bu tip renkli dergiler hayalperest dönemlerini süren çocuklar için oldukça ideal. Dergisini evde ulaşabileceği bir yerde gördüğünde boş kaldığında hemen eline alacaktır. Şirinler dergisi uzun süredir düzenli olarak bizim evimize de giriyor. Kunter (yaş:4) başlarda 5 dakikadan fazla ilgisini verip hikayeleri sonlandıramazdı. Ama zamanla Şirinlerin dünyası ilgisini çekmiş olacak ki tüm dergiyi tek solukta beraberce okur olduk. Gargamel tonlamasını tutturmak biraz gırtlak yoruyor evet.
Edindiğimiz her dergide Pastacı Şirin mutlaka bir pasta yapmış oluyor. Benim obur şirinim " Anne sen pastacı şirin gibi pasta yapabilir misin?" diye sorduğunda o çizgileri hayalden gerçeğe çevirip sunmak aklımdan geçmişti. Daha iyisini yaptık. Obur Şirin ile Pastacı Şirin olarak birlikte yaptık pastamızı. Sonuçta bendeniz Pastacı Şirin olarak "Pastamla gurur duyuyorum Obur Şirin" diyebildim. Kunter ise "Ah evet çok güzel olmuş Pastacı Şirin" dedi ve sonra hemen "Hamm hamm!" deyiverdi.
Her Şirinler çizgi filminin sonunda der ki "Eğer bir gün çok iyi ve uslu bir çocuk olursanız Şirinler' i ormanın derinliklerinde görebilirsiniz". Eskiler iyi ve uslu olup, her piknikte mantar evler arar dururlardı. Zamaneler için orman derinliği yada mantar bitkisi görmek hayalken eh Kunter de iyi ve uslu bir çocuk olma yolunda hızla ilerlerken bu Pastacı Şirin Pastasını hak etmişti doğrusu…







