10 Şubat 2012, Cuma 23:22

Güncelleme:05:46:11 AM GMT

Buradasınız: Yazarlar Konuk Yazarlar Hafızamdan Sahneler I

Hafızamdan Sahneler I

e-Posta Yazdır PDF
Bir hastane odasındayım. Geceden sabaha akıyor vakit. Gündüz olan biteni unutmak için, erkenden uyumuşum, uykumu fazlasıyla almış olarak uyanıyorum. Gece boyunca birkaç kez hemşire girmiş odaya, hatırlıyorum. Gözlerim karanlığa alışınca odaya şöyle bir bakıyorum. Sevgili kocam, yine apar topar geldiğimiz ve yanımızda hiçbirşey getiremediğimiz için, onca yola, trafiğe katlanmış, akşam saatlerinde ihtiyaçlarımızı almaya eve gitmiş ve gelmiş. Yorgun yani, derin derin uyuyor. Cama dönüyorum, aydınlığa. Perde kapatılmamış neyse ki. Güneş İstanbul’a göstermemiş henüz yüzünü. Hava yeni yeni aydınlanıyor. Ben kendimi yatağa hapsedilmiş hissediyorum. Aklımı asılı durduğu yerden kurtarmak, düşüncelerimi dağıtmak derdindeyim. Camın dışında birşeyler arıyorum. Apartmanların çatılarını görebiliyorum sadece. Birkaç apartman çatısı. Dün, sabah olsun diye beklemiştim, şimdi geceyi bekliyorum. Dakikalar bile geçmiyor ki, akşam nasıl olacak? Birden erkenci bir martı beliriyor gökyüzünde. O anda bana en ilginç gelen şey bu martı! Ve ben martıyı seyretmeye başlıyorum. O havada süzülüyor, ben düşünüyorum. Gökyüzünde olmayı hayal ediyorum. Özgür olmayı. Gerçekten! Yukardan şehri, insanları, akan hayatı görmenin hayalini kuruyorum. Bu hayalle bir müddet mutlu bile oluyorum. Dakikalar sonra, gelip en yakın çatıya konuyor martı. Seyretmeye devam ediyorum. Birkaç dakika sonra ise uçup gidiyor. Ah diyorum, kuş olsam da uçsam...

Buz gibi bir ameliyat odasındayım. Tam gece yarısı. Üşüyorum. Adeta donuyorum. Biraz önce iğne yapmışlar ve yatırmışlar beni, belimden aşağısını hissetmiyorum. Sevgili doktorumun sesini ve bana cesaret verici sözlerini duyuyorum. Tüm duygularım ve düşüncelerim kafamda ordan oraya koşturuyorlar. Sıraya girin diyorum, sizinle uğraşacak halim yok! Tüm bu karışıklığa rağmen gözüm duvardaki saatte. Dişlerim birbirine vururken, dua etmeye çalışıyorum. Bütün bunları yaşayan ben değilmişim gibi geliyor! Alelacele ameliyathaneye indirilirken, arkamda tırnaklarını yerken bıraktığım eşim geliyor aklıma. Şimdi yalnız n’apıyor acaba diyorum. Konuşmalar, gülüşmeler, arasıra şarkı mırıltıları geliyor kulağıma. Hayat benim dışımda son derece normal devam ediyor, farkediyorum. Nefesim, heyecanıma, kafamın karışıklığına ve hissettiğim soğuğa ayak uydurmaya çalışıyor, iyiden iyiye hızlanıyor. Dilim damağım kuruyor iyice. Ah su olsa da içsem diyorum. Saat geceyarısını dokuz dakika geçiyor, karnıma bastırıyorlar, ahhh diyorum. İlk defa canım yanıyor. Bir ağlama sesi kulağımda incecik. Aylardır bu ses için bekledim ben! Birden herşey duruluyor. Hiçbirşey oluyorum aniden. İnsanın hayatında çok nadir hissedebileceği bir andayım, anlıyorum, hem çok gerçeğim hem çok hayal. Hayat, tüm anlamını gözlerimin önüne seriveriyor. Yaşamın tüm sırları ilmek ilmek çözülüveriyor işte! Yaşlar iniyor gözlerimden, daha önce hiç bu kadar sessiz ve mutlu ağladığımı bilmeden. Gözyaşlarıyla birlikte akıp gidiyor herşey. Bebeğim minicik dünyaya geliyor, ama ben üstümden tonlarca yük kalkmış gibi hissediyorum. Ağlarken rahatlıyorum. Derin bir ohh çekiyorum. Ve kuş olup uçup gidiyorum...
Yorumlar (2)
  • Fatma
    Cok duygulandımm....SEN HERSEYIN EN IYISINE LAYIKSINNN!
    #1 - Fatma - 01/15/2008 - 11:45
  • deniz altun
    sanırım anne olup da duygulanmamak mümkün değil. neyseki öğle arası ağladığımı gören olmadı:)
    #2 - deniz altun - 09/23/2008 - 12:08
Yorum yaz
Bilgileriniz:
Yorum:
Güvenlik
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.