Bugün çalıştığım şirketten bir tebrik kartı aldım, bayram değil seyran değil hayırdır diye açarken fark ettim ki bu şirkette 3 yılı doldurmuşum. Belki size komik gelecek ama hoşuma gitti, iş yerine 3 yıl boyunca toplasanız 3-5 kere uğramış birisi için hatırlanmak güzel.
Bu 3 yıldan doğumdan sonra verdiğim uzun arayı ve ilk işe girdiğimdeki yoğun seyahatli zamanları çıkarınca ortaya çıkıyor ki 2 yıldan fazladır evden çalışıyorum. Her şeyden önce ufak çocuğu olan bir anne için evden çalışmak gerçekten bulunmaz bir nimet bunun farkındayım ama bu evden çalışmanın da zor yanları olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ne gibi mi, hiç sormayacaktınız:
Evden çalışıyorsunuz diye kafanıza göre takılamıyorsunuz, sabah 8 akşam 5 bilgisayarın karşısında hazır askersiniz.
Çalıştınız veya çalışmadığınız her dakikanın hesabını vermek zorundasınız öyle 15 dakikada yaptığınız işi 1 saatte yaptım deme şansınız yok. Hadi bir kere denediniz, ikincide yemezler.
Çay molalarını biraz fazla uzatırsanız sonra benim gibi gece kalkıp kalan işlerinizi tamamlamak zorunda kalırsınız.
Gün içinde şu çamaşırları da makineye atayım, yıkananları asayım ne olacak 2 dakikalık iş derseniz gece çalışma seansları çok daha uzar.
En iyisi kendinize ayrı bir çalışma odası ya da ortamı yaratıp tüm ev işlerinden ve ev ahalisinden soyutlanmak. Yoksa gözünüzün önünde bir dağa dönüşen “ütülenecek çamaşırlar tepeciği” ile işe konsantre olmanız mümkün değil.
Kendinizi soyutlasanız bile evin içinde çocuk varsa onunla köşe kapmaca oynamak zorunda kalabilirsiniz. Muhtemelen sizin evde olduğunuzu biliyor olacaktır ama en ufak sesinizi duyarsa yandınız! (en azından benimle oğlum için durum böyle)
Çalışma ortamınıza kapanmadan her türlü ihtiyacınızın yanınızda olduğundan emin olun, cep telefonu, ev telefonu, içme suyu, çok acıktığınıza atıştıracak birşeyler. Çalışma odanızla mutfak arasında gizli bir geçit yoksa öyle her istediğiniz zaman elinizi kolunuzu sallaya sallaya mutfağa gidemezsiniz.
Çalışma ortamınızın tuvalete yakın olması da önemli yoksa ihtiyaç zorunlu da olsa çocuğun uyku saatini beklemek zorunda kalabilirsiniz.
Durumu iyi idare edebilecek bir bakıcınız olması şart ama bu durumda sizin de idare ediliyor olma ihtimaliniz yüksek.
Konu komşu, arkaşlar, tanıdıklar, kısaca çevrenizdeki herkese evden de olsa çalıştığınızı ve meşgul olduğunuzu açık açık söyleyin aksi takdirde çat kapı kahve içmeye uğrayanlarla karşılaşabilirsiniz. Nedense evden çalışıyorum deyince insanlar sizin işinizi ciddiye almıyor.
Mümkünse sabah kalkıp işe gidicek gibi duşunuzu alın ve kıyafetinizi değiştirin. Gün içinde bir ara fırsat bulurum derseniz o ara akşamdan önce gelmez.
Yataktan hiç çıkmadan çalışma şansınız var tabi ki ama bu konuda deneyimli birisi olarak söylüyorum “kesinlikle önerilmez!”. En azından pijamanızı çıkarıp bir eşofman giyin ki ruh haliniz değişsin.
İşiniz çok telefon görüşmesi gerektirmiyorsa veya benim gibi teknolojınin diğer nimetlerinden yararlanıyorsanız bütün gün bir Allah’un kulu ile konuşmamış olma ihtimaliniz yüksek, arada bir bir arkaşınızı, annenizi, babanızı, eşinizi veya kardeşinizi arayın ki konuşma yeteneğinizi kaybetmeyin. Ufaklığın radarları açık olduğundan düşük ses tonuyla konuşmayı unutmayın tabi ki.
Ara sıra da olsa gidebileceğiniz bir iş yeriniz varsa her türlü fırsatı değerlendirin ama öncesinde haber vermeyi unutmayın. Kendi iş yerimden randevu mu alacağım demeyin, bir keresinde 1.5 saat uzaklıktaki ofısimize gitmiştim kapı duvar, zaten kalabalık olmasını beklemiyordum ama en azından “office manager” hep orada olurdu, o da o gün izin alıp takvimine işaretlememiş.
Çok abartığımı mı düşünüyorsunuz, yaşadığım günlük hayatı yazıyorum. Siz çocuğunuzun yanında bilgisayarınızı açıp rahat rahat çalışabiliyorsanız veya “bak bitanem benim şimdi odama gidip çalışmam lazım” dediğinizde kuzu kuzu sizi dinleyip oyuncaklarına dönüyorsa” asıl siz şanslı azınlıktansınız.
Bazen diyorum şöyle sabah kalkıp süslenip püslenip gidebileceğim bir iş yerim olsa, işte çayımı yudumlarken arkadaşlarımla sabah dedikodusu yapsam. Ama lütfen iş yerim arabayla 10-15 dakika uzaklıkta olsun, (aslında yürüyerek 5 dakika diyecektim ama ne zamandır giymek istediğim topuklu ayakkabıları düşününce vazgeçtim). İş yerinde de en azından iki çift laf edebilecek birileri olsun. Ama yine de arada bir evden çalışma imkanım da olsun, çok şey mi istiyorum ?!?
Sevgiyle kalın
Seda
Yorumlar (2)
-
|2009-09-16 14:39:04 Seda CelikkanatSevgili Geveze Kalem,
Yorumun icin tesekkurler. Amacim gizem yaratmak degildi, iyi ki okudun yazimi ve iyi ki bir adim otemdesin, her ne kadar aramizda koca bir okyanus da olsa .. Belki “mavi bir dostluk†kurabiliriz ne dersin ? Inan ne yaptigimi bilmiyorum ama bu kadar derin bir istegin gerceklesmesinde kucuk de olsa bir katkim olduysa ne mutlu bana!
Benim yazilar disinda bir katkim olamiyor ama oyalama kagidini cok seveceginden eminim.
Sevgiler
Seda
#2 - Seda Celikkanat - 02/22/2008 - 15:53
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta2








I?u an okuduğum bu yazınla sana dair kafamdaki sis perdesi bir anda dağıldı. I?imdi bir adım ötemdeymişsin gibi, hatta topuklu ayakkabı bile giyebilirim, işte o kadar yakınımda ve canlısın benim için.
Bazı şeyler derinde çok güçlü istenildiğinde evrendeki her şey onu sana kazandırmak için birlik olurmuş ya, bu yazınla benim güçlü isteğimi çepeçevre kuşatan örgüye bir ilmek de sen attın şimdi.
Epeyce bir zamandır, 'ne yapabilirim?' sorusu çok kısa zaman önce aniden bir sembolle cevap buldu hayatımda. Bir girişimim var şu sıralar ve bu yazınla o girişimimin detaylarını çizme şansını sundun bana, farkında olmadan. Farkında olmadığın bu yardımın için çok teşekkür ederim.
Heyecanla hemen verdiğin linki açıp bu ilk yazını okudum. Henüz incelemedim içinde bulunduğum alanı. Diğer yazılarını da okuyup siteyi inceleyeceğim.
Bana ulaştığın için (ve varlığının farkına varmamı sağladığın için) çok teşekkür ederim.
Sevgiler...
#1 - Geveze Kalem(Sema AksuMeydancı) - 02/22/...