Geçen ay yazımı yazamadım, sizlerden özür diliyorum. Mizah dergilerinde çizerler karikatürleri yetiştiremedikleri zaman eski işlerini yayınlar ya, onun gibi yapacaktım, ortaokulda yazdığım bebekler hakkında bir kompozisyonumu koyayım bari dedim, sonra vazgeçtim. Affola...
Efendim,
Aylar geçiyor. Boncuk kızım büyümeye devam ediyor. Artık çevresindeki her şeyin farkına varmaya ve isteklerini ağlayarak belli etmeye başladı. Mesela oturmaktan hiç hoşlanmıyor prenses. Kendisi zaten oturamıyor da, o bizim kucağımızdayken şöyle bir arkamıza yaslanıp belimizi dinlendirelim diyoruz hemen başlıyor ağlamaya. “Bak tatlım süper emzik aldık sana, hem de silikon, al bunla oyalan.” deyip ağzına emzik vermeye, böylece susturmaya çalışıyoruz “TÜFF!” diye tükürüyor emziği. Ayağa kalkıp odada volta atmaya başlayınca susuyor. Esra niye bu portalın adını Oyalama Kağıdı koymuş şimdi daha iyi anlıyorum. Çocuk oyalamak vallahi zor iş. Tepesinden oyuncak sallıyoruz, şarkılar söylüyoruz, konuşuyoruz, konuşacak konu bulamayınca gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini en masal anlatır sesimizle okuyoruz daha neler neler. E bir yandan da haklı çocuk, ne oturabiliyor ne hareket edebiliyor. Yatır yatağa, bembeyaz tavana baksın akşama kadar sıkılıyor tabii. O yüzden şu tavana ayıcık yansıtan müzikli oyuncaklar ve yatak üstü dönenceler süper buluş. Gerçi biz daha 3,5 dakikadan daha uzun süre onlarla oyalamayı başaramadık ama yine de iyi yani.
Aralık ayı seyahat ayıydı kızımızın. Önce Ankara’ya büyük amcasını ziyarete gittik. Giderken yol boyunca uyudu dönüşte yol boyunca ağladı. Gidiş 3,5 saat dönüş 5,5 saat. Sonra bayramda Denizli’ye gidip halası, abisi, teyzesi, dedeleri, anneannesi, babannesi ve büyük anneannesinin kucakları arasında hop hop altıntop oynadı. Gidiş de dönüş de 7 saat. Bu sefer sadece yolculuğun son yarım saati ağladı. İdare ettik yani. Bütün akrabalar bayıldılar kızıma, nazar boncuğunu eksik etmedik, poposunu da kaşıdık inşallah nazar değmemiştir. Gerçi egzama oldu ama biz sebebini nazara değil sıcağa bağladık. Doktorlar hep soğuğa alıştırın, çok giydirmeyin diyorlar ama Türk insanıyız sonuçta, ortam ne kadar sıcak olursa olsun “ay üşür mü ki, şu hırkayı da giydirsek mi ki, ayağı üşümesin gaz olur, karnı üşümesin cır cır olur ....” diye habire endişe içindeyiz. Şu Avrupa’lı ailelere imreniyorum, ufacık çocuklar buz gibi havada incecik kıyafetlerle salıyorlar sokağa.
Bu egzama olayı da bir türlü geçmedi. Önce Atoderm diye bir krem verdi doktorumuz, kullandık geçmedi, Atopiclair dedi, onu da kullandık gene geçmedi. Cildiye uzmanına gösterdik, tedavi doğru ama yetmemiş dedi. Pahalı şampuanlardan ve banyo yağlarından aldık o da yetmedi. Teni kupkuru, kıpkırmızı. Önce kollardan başladı şimdi neredeyse bütün vücudu kızardı. En son gittiğimiz doktor alerjik bir reaksiyon olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylerek Defne’ye ve annesine her şeyi ama her şeyi yasakladı. İnek sütü ve eti, bunlarla yapılmış peynir, yoğurt, muhallebi vs., kuruyemiş, kabak, muz, çilek, tahin; yün, polar, peluş kıyafet oyuncak ne varsa hepsi kalkacak dedi. Her gün sulandırılmış nişasta ile vücudunu kaplayıp sonra da 5 kremin karışımından oluşan bir pomatı vücuduna sürüyoruz. Bir an önce iyileşse keşke. Neredeyse 2 aydır çekiyoruz bu dertten. Kabızlık deseniz bir iyi bir kötü. Bazen günde 3 kaka, bazen 3 günde 1 kaka yapıyor. Siz kadınların şu sorunu da doğumdan ölene kadar devam ediyor mübarek. Sırf bunun için yoğurt bile çıkarttılar yine de yaranamadılar yani.
Hep hastalıktan bahsetmeyeyim, 4 aylık oldu Defne. Bakışları netleşti, gözünü dikip bizi seyrediyor artık. Agucuk bugucuklara mahçup gülümsemeler, bazen kibar kahkahamsı kıkırdamalar ve utanıp eliyle gözünü saklamalar yapmaya başladı. Tabii bu hareketler sevimlilik katsayısını yükseltti iyice. Severken çok hırslanıp çocuğu sarsmamam gerektiği konusunda uyarı aldım eşimden. Ama iyi oldu, hakikaten insan hissettiği duygu yoğunluğunu ifade etmek için bir yol bulamayıp çocuğu hırpalamaya başlıyor. Çocuk da yaşadığı sarsılmalar sonucunda Türk filmlerindeki şuh ve sarhoş kadınlar gibi önce gülerken bir anda ağlamaya başlıyor: “Haaahhh hah hah haaaaaağğğ ağğğ uğğğğğ üüüüüüöööööö!!!!” diye.
Uyku düzeni değişiyor. Doğduğundan beri içinde yattığı sepete sığmadığı için peri kızlı yatağına terfi etti. Şimdilik enine yatıyor ama yakında yatağın içinde döne döne uyumaya başlar herhalde. Hani hep anlatırlar ya “bizim kız o kadar deli yatıyor ki sabah kalktığımda başını ayakucunda buluyorum” diye, bizim Ege (yeğenim) sabahları başı yerde (odanın tabanında yani), ayakları yatağın üstünde, bir kolu göbeğinin altında diğeri de ileri doğru uzanmış şekilde bulurdu kendini. Yani Defne abisine çekerse deli yatmanın kitabını yazarlar abi kardeş.
Bu aralar Ece evde olduğundan yeni yeni televizyon programları izlemeye başladı. Favorisi Oprah. Akşamları ondan dinlediğim kadarıyla biliyorum, ilginç konukları oluyor. Geçen gün komedyen Jerry Seinfeld’in karısı Jessica Seinfeld programa konukmuş ve kendi yazdığı “Çocukları daha sağlıklı yemeye teşvik etmek için basit sırlar: Lezzetli kandırmacalar” diye çevirebileceğim bir kitabını tanıtmış. Türkçeye çevrilmiş midir bilmiyorum ama hoş bir kitap gibi duyuluyor. İlgilenenlere duyurulur. Bu ara Jerry, bu yazımı okuyorsan Türkiye’deki satışlardan komisyon isterim bilmiş ol.
Hepinize mutlu günler dilerim.
Ömürden
Yorumlar (2)
-
|2009-09-16 14:49:13 ayşe yıldızSüper bir ailesiniz.ne mükemmel bir baba ve annesiniz.sizi kutluyorum.Defne yi ofisimizde ece hn ile bereber büyüttük.defne bizim ofisin prensesi.onu ve ailesini çok seviyoruz.Ömrünüz boyunca hep sağlıklı,mutlu huzurlu kalın.Allah yuvanızın mutluluğunu sıcaklığını hiç bozmasın.
Saygı ve Sevgilerimle
Ayşe YILDIZ
Günışığı Çocuk Merkezi....02.08.2008
#2 - ayşe yıldız - 08/02/2008 - 12:59
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta2








Benim kızımda da atopikdermatit var.
Atoderm krem genel olarak kaşıntı olayını yatıştırıyor fakat kesin bir tedavi sağlamıyor. hastalığın tanısını atopik dermatit diye koydular. Terlemeye karşı çok hassas. yani terlerse hemen terleme olan bölgeler kuruyup, kaşındıyor. 5 yaşına kadar geçer dedi doktoru ve ekledi 5 yaşına kadar geçmezse kalıcı olma ihtimali yüksekmiş. Size de geçmiş olsun.
#1 - polaris - 07/11/2008 - 16:12