Bir kaç aydır hem işler hem de evde bitmeyen işler dolayısıyla içinde bulunduğum kara delikten bir kafamı uzatıp boncuk kızımla neler yaşadığımızı kaldığımız yerden size aktarayım dedim. Hakikaten artık hiç bir iş yetişmiyor evde. Sürekli yapılması gereken bir iş var. Odayı topla, bulaşıkları kaldır, çamaşırları yıka, Defne’nin altını değiştir... Biraz sırtımızı yaslayıp oturuyorsak işler bittiği için değil, bu iş de kalıversin bugünlük dediğimiz içindir. Çocuklu hayat yeni yeni gerçek yüzünü gösteriyor galiba.
7 ay bitti Defne büyüdü, tam bir kitap kurdu oldu. Ona aldığımız resimli kitapları yiyor hep. Tahmin edebileceğiniz üzere... Rengarenk mayo kumaşı benzeri kumaşlardan yapılmış interaktif kitapları var. İçindeki papatyanın bir yaprağını sıktırınca viiik diye , sayfaları çevirince de hışır hışır sesler çıkarıyor. Defne’nin en sevdiği oyuncaklarından biri bu kitap. Ama henüz sayfalarını tek tek çevirip incelemeyi başaramıyor onun yerine yakaladığı köşesini direkt ağzına alıyor. Zaten bu dönemde motor kasları gelişiyormuş, bizim kızımızın kolundaki motor kaslar 2 hareketi çok iyi yapıyor. Bir; önündeki cisme uzanıp tutmak, iki; tuttuğu nesneyi ağzına götürmek. Bu aralar dikkat etmek gerek çünkü bir anda kakalı bezini yakalayıp hooop ağzına götürebilir.
Artık yavaş yavaş bizim yediklerimizden yemeye başladı. Sabahları peynirli, zeytinli, pekmezli kahvaltı, öğleden önce meyve püresi, öğlen aslında iğrenç olduğunu düşündüğüm ama Defne’nin karşısında yalanıp yutkunup “Iııımmmm harika bir şey yahu bu çorba!!” diyerek nefis bir tadı varmış gibi davrandığım bulamaç sebze çorbası, öğleden sonra yoğurt akşam da kaşık maması yiyor. Geceleri de biberon maması. Yoğurda bayılıyor, peyniri de seviyor ama sebze çorbasının harika, nefis, olağanüstü bir tadı olduğuna bir türlü ikna edemedik. “Mıh!” diye bir kapatıyor ki ağzını görmelisiniz. Ağzını açsın da kaşığın içindeki sebze bulamacını annesi tıksın diye babası, yani ben en son anaokulunda yaptığım tarz şebeklikler yapıyorum. Bunlar içinde göbek dansı, kulaklarımı iki elle tutup yana açarak ve gözlerimi şaşı yaparak şempanze taklidi, anlamsız sözlerle söylenen şarkılar gibi şeyler var. Hatta folklorik bir dans vardır ya, erkekler göbeklerine kadın suratı çizip tişörlerini başlarının üzerine kollarıyla çekip sanki kafasında fes olan hilkat garibesi bir kadınmış gibi dans ederler, onu bile yaptım. Şimdi de bu rezilliğimi sanal alemde sonsuzluğa ilan ediyorum. Ne yapalım, kızımız yemek yiyecek diye her şey mubah.
Kendi başına oturmaya başladı, o kadar seviyor ki oturmayı... Tabii tam olarak denge sağlayamadığı için ufak ev kazaları başladı artık. Sırt üstü yuvarlanıp kafasını yere çarptı bir kaç kere ve akıllara zarar bir seste ağladı uzunca bir süre. Ağladığı o süre boyunca üzüntüden birer yaş yaşlandığımızı tahmin edersiniz. Alışmamız gerek bunlara yürümeye başlayınca daha da artacak bu ufak kazalar. Ama gerçekten dikkatli olmak gerekiyor gerçekten ciddi yaralanmalara neden olabilir çünkü bunlar.
Yüzünden gülümse hiç eksik olmuyor. Umarım hayatın boyunca böyle gülersin hep canım kızım. Fotoğraf makinesi ile her anını çekmeye çalışıyoruz artık. Öğrendi, makine ona her doğrultuğunda o müthiş gülümsemesini takınıp poz veriyor bize. Fotoğrafı çektikten sonra, bir de digital fotoğraf makinesinin nimeti olan anında ne çektiğimizi ve ne kadar güzel güldüğünü gördükten sonra makineyi bir kenara fırlatıp uçarak Defne’nin üzerine atlamak ve onu yemek istiyoruz. Sanırım bizimle iletişime geçmeye, yaptığımız şeylere tepki vermeye başladıktan sonra başladı, ona olan sevgimiz o kadar arttı ki artık sığmıyor içimize. İnsan volkan olup kafasının üzerinden sevgi patlatmak istiyor.
Yavaş yavaş el hareketlerini de taklit etmeye başladı. Her gün evden giderken ona bay bay yapıyoruz. Sanırım yakında o da başlayacak yapmaya. Mama sandalyesinin ön tarafında onu oyalamak için koyduğumuz oyuncaklarla oynama biçimi şöyle: Önce beş oyuncak içinden bir oyuncak seçilir. Bir elle oyuncak tutulup göze doğru çevrilir, kısa bir incelemeden sonra yere atıp çıkardığı ses dinlenir. Yere atılan oyuncak baba tarafından alınıp geri konma eylemi esnasında aynı işlem ikinci oyuncak için tekrarlanır. Bu süreç yemek boyunca devam ettirilir böylece oyuncaklar ve yere atıldıklarında çıkardıkları ses dışında mama sandalyesi önünde eğilip duran, bir kaybolup bir gözüken bir baba yaratılmış ve eğlence katlanmış olur.
Yaz ayları geliyor, artık daha az giyinecek ve o pamuk elleri ayakları meydana çıkacak. Bizim de onları ısırıp yeme içgüdümüz artarak devam edecek sanırım.
Geçenlerde bir gün Defne’yi kucağıma yatırmış biberonu ile mamasını içirirken gözlerinin pırıltısında kendi yansımamı gördüm. Hani Bryan Adams’ın bir şarkısı vardır. Sözlerinde “Gözlerinde doğmamış çocuğunu görebildiğinde bilirsin ki o kadını gerçekten seviyorsundur” der. Bu bizim düğünümüzde ilk dans şarkımızdı. Bana onu hatırlattı. Düşündüm ki bir insan gerçekten varolduğunu kendi yansımasını çocuğunun gözünde gördüğünde anlıyor. Tatlı kızım, binlerce kez söyledim bunu sana belki sıkıldın ama varlığınla hayatımızı kat kat daha anlamlandırdığın için çok teşekkürler sana. Seni çok seviyoruz...
Hepinize mutlu bahar günleri dilerim.
Ömürden Çekerek
Yorumlar (1)
-
|2009-09-16 14:50:05 köksal çekerekişte size yıllardan beri anlatmak istediğimiz şey bu.Baba olmakla bu duyguyu yeni bir şeyi keşfetmiş zannediyordunuz.Halbuki bu duygu sizden önce de vardı bizden öncede daha doğrusu insanlığın var olduğu ilk günde başladı bu duygu.Sen birazcık yazmakla bunu anlatabildiğini mi zannediyorsun anlatamzsın sayfalar hatta kitaplar bile yetmez.Bu ancak yaşanır,hayatın her evresinde.Her geçen gün sana yeni bir şeyi öğretir.Önce svgiyi tekil yaşarsın sonra gelenlerle çoğullaşırsın yüreğindeki çoklu sevgi aslında sadece tekdir.(Babalık sevgisi)Bu sevgide herşeyi bulursun sevginin yanısıra endişeyi,korkuyu,kaygıyı,unutulmayı,boş verilmişliği,gereksiz duygusallığı bunlar BABALIK SEVGISI adı altında buluşur.Sevdiklerin bunu ancak onlarda anne ve baba oldukları zaman bunu hissedebilirler.Ancak bu sevgi hep öne doğru gittiğinden önce pek fark edilmez.Geridekiler masal olduklarında ve önündekiler kendi sevgilerini bulduklarında neoluyorum moduna o zaman girersin.Bu hayatın taaa kendisidir.Ben çoc...
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta2







