11 Şubat 2012, Cumartesi 14:53

Güncelleme:05:46:11 AM GMT

Buradasınız: Yazarlar Selen Demircioğlu Çakmak Anne adayları için üç dileğim var

Anne adayları için üç dileğim var

e-Posta Yazdır PDF

2,5 aylık bir anne olarak yazıyorum sizlere; lohusalık denen dönemi atlatmış ama halen dönem dönem bunalan bir o kadar da yeni görevinden memnun olan, gün geçtikçe bebeğini daha çok seven bir anne olarak...

Hamilelik, dogum ve dogum sonrasını bizzat yaşadıktan sonra her çocuk sahibi olmayı planlayan anne adayına üç dileğim olabilir: rahat hamilelik, kolay-sağlıklı bir doğum ve bol süt. Ben bunlardan ilk ikisini başarıyla tamamlamış görüyorum kendimi. Doğum yöntemini sezeryan olarak seçmiş olsam da rahat bir hamileliğim ardından kolay ve bebeğim açısından sağlıklı bir doğum yaptım. Gelelim üçüncü konuya ve biraz da lohusalığın uzamasına yol açan süt meselesine. Ha bu arada lohusalıktan kastım hani şu hassas, zırlak, mutsuz ve umutsuz olunan dönem.

Hayatım boyunca herşeyi planlayarak ve planıma da uyarak yaşamış olan benim belki de bu yüzdendir tüm sıkıntılarım. Hamileyken hep bebeğimi emzirmenin planlarını yaptım. Sanki sütüm iki sene boyunca kesin gelecekmişcesine iki sene emzirilmez uygun zamanda kesmek lazım memeden diye bile düşündüm. Diğer bir planım de bebeğime en az bir sene olmak üzere belki de üç seneye dek kendim bakmaktı. Doğum yaptım, sütüm geldi. Memenin birinde problem yaşıyorduk. Bebek alamadı diye silikon uç kullandım. İlk 15 günümüz yanlış yeri emmekle geçti. Sonraki 15 günde ise durumu düzelttik. Bebişimiz ilk hafta 230gr alıp, ilk ayda toplam 700gr almıştı. İlk haftadan sonra ne olduysa olmuştu. Anlamadım.. Biraz moralsizlik vardı, ona bağlıyım dedim olmadı. Silikon uca suç buldum, o da asılsız çıktı. Velhasıl insan vücuduna akıl ermez deyip, düşünüp daha da kendimi sıkmayı bırakmaya karar verdim. İlk ayın sonunda silikon ucu bırakmıştım, ve mama takviyesine başlamıştık. Kendime, bebeğimi sadece sütümle besleyememekten dolayı hüküm giydirdim. Bir de bunların üzerine can acısı peşimi bırakmadı. O zaman ilk kez hem bebeğimi emzirmeyi gönülden istemeyi hem de acının şiddetinden emzirmekten kaçmayı tattım. Kendimi çok çıtkırıldım buldum ve kızdım. Emziremeyeceğim diye korkmaktan üzüldüm. Üzüldükçe sütüm azaldı, azaldıkça üzüldüm ve bir kısır döngüye girdim. Ağlama nöbetlerim bitmek bilmedi. Tam düzeldi derken tekrar ediyordu herşey. Bende 40 gün lohusalık yalan oldu. Az geldi, tam 68 gün sürdü. Ne zamanki acım bitti, moralim düzeldi, sütüm arttı, takviye mama vermekten gocunmaz oldum, bebeğimi daha çok sevmeye başladım, o zaman hayat daha toz pembe görünmeye başladı.

Bu süre boyunca en büyük desteğim ailemdi. Hiç yalnız kalmamıştım. Geçen hafta ise ilk yalnız haftamdı ve bebeğine uzun süre kendi bakmayı planlayan ben, hamileyken son 2,5 ay çalışmamış olmama rağmen sadece tam bir gün kimse olmadan evde bebeğimle yalnız kalmış ve sümüklü lohusalığıma geri dönmüştüm. Zor olan bebeğime bakmak ya da evde oturmak değildi. İstediğimde istediğim şeyi yapamayacak olmak düşüncesi biraz bunalttı beni sanırım. Asla bencillik değil ama hapisteymişçesine yapmam gerekenleri kendi istediğimde değil de küçük melek izin verdiğinde yapabilmek sadece... Planlarıma uymadı... Süt planımın suya düştüğü gibi, uzun süre yavruma kendim bakma planım da suya düşüyor diye korktum sanırım.

Doğumdan beri yaşadıklarım, 2,5 ayın bilançosu budur işte. Belki birileri okur da benim gibileri de varmış der ve daha iyi hisseder diye yazıldı bu yazı. Ben bundan böyle çok da planlı olmamayı, başka bir bireyin öncelikleriyle yaşamayı, olanla yetinip yoktan var edemeyeceğim şeylere üzülmemeyi öğrenmeye çalışıyorum. Yani biraz da anne oluyorum. Annelik gerçekten de zormuş, anneme kıymet biçilmezmiş onu anlıyorum. Uykunun kıymetini daha iyi biliyorum. İleride bu mutsuzlukları tamamen unutup büyüyen bebeğimin küçüklüğünü çok özleyeceğimden, bugünlerin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Lafla torba dolmaz, mutsuzluk geçmez, depresyondan kaçılmaz. Ama sizin için üç dileğim ve yanında da tavsiyelerim var. Umarım tüm annelere biraz moral kaynağı ve destek olmuşumdur. Çocuklarda yemek alışkanlıkları, beslenme ve onlar için güzel tariflerin ardından artık daha bir hayatın içinden seslenebileceğim sizlere. Şimdilik mutfak lüksüm pek yok. O yüzden yeni yaşanmışlıklar ve eski tariflerle idare edin olur mu?

Sevgiler

Yorumlar (0)
Yorum yaz
Bilgileriniz:
Yorum:
Güvenlik
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.