24 Mayıs 2012, Perşembe 14:41

Güncelleme:08:48:54 AM GMT

Buradasınız: Yazarlar Selen Demircioğlu Çakmak Fast Food ama...

Fast Food ama...

e-Posta Yazdır PDF

Fast-food günümüzde çok yaygınlaşan ve çocuklarımızı da gittikçe çemberine alan bir yemek sektörü. Bu hızlı hazırlanan ve yenen yiyecekler, pratik ve eğlenceli olduğu kadar zararlı da olabiliyor.

Özellikle Amerika’da obeziteyle ilgili haberler, büyük fast-food firmalarına açılan davaları hepimiz duyuyoruz. Henüz gelişim çağındaki çocuklarımız ise fast-food’u bir yemek kültürü haline getirdiği takdirde çok büyük sorunlarla karşılaşıyorlar.

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre Mc Donalds, her yaştan çocuklar arasında en çok sevilen isim olarak tespit edilmiş. En ucuz, en rahat, en eğlenceli ve en sağlıklı(!) olarak nitelendirilmiş. Bir çocuk: “McDonald’sı tercih ediyorum çünkü sağlıklı yiyecekleri seviyorum” demiş. Sekiz yaşındaki başka bir çocuk ise “Yiyecekler ve içecekler çok sağlıklı” yorumunda bulunmuş. Fast-food reklâmlarının çocuklar üzerinde büyük etki bıraktığı, eğer yeni bir ürün tanıtılıyorsa çocukların gidip denemek istedikleri saptanmış. Çocukların çoğu reklâm şarkılarını ezbere biliyor ve firmaların verdiği oyuncak hediyeleri çok seviyorlarmış.

Çocuklarda obezite genelde fast-food tüketimine dayandırılıyor. Çalışmalar çocukların haftada bir kez fast-food yemesi durumunda yemeyen akranlarına göre yılda normalden 2,5 – 3 kg daha fazla kilo aldıklarını gösteriyor. Diğer dezavantaj ise fast-food yendiğinde tokluk hissi duyulmaması. Bunun sebebi de hazır olan fast-food ürünlerinin bol nişasta içermesi. Özellikle de hamburgerlerin ekmekleri buğdayın embriyosundan yapılmış unla üretildiğinden bol miktarda nişasta içeriyor. Bu da insülin seviyesinin artmasına ve toktan ziyade aç hissedilmesine yol açıyor. Sonuç olarak çocuklar dışarıda fast-food yediklerinde evde yedikleri yemeklere oranla daha fazla yiyecek tüketiyor.

Fast-food besinler ev yapımı yemeklere göre daha fazla yağ içeriyor. Restoranlardaki kızartılmış yemekler ise en yüksek yağ oranına sahip. Çocuk gelişiminde ise yağ belli oranda alınması gereken bir besin. Beyin ve sinir sisteminin gelişimine katkıda bulunuyor, her zaman vücut tarafından üretilemediğinden dışarıdan alınması gerekiyor, enerji veriyor, A-D-E-K vitaminlerinin emilimine yardım ediyor ve hormon yapıcı rol oynuyor. 2 yaşından küçük çocuklarda yağa sınırlandırma getirilmemesi, 2 yaşından itibaren de alınan kalorinin %30’unun yağdan olduğu bir yeme sistemi uygulanması gerekiyor. 4 yaşından itibaren bu oran %25’e düşüyor.

Eğer çocuğunuz fast-food yemeyi çok seviyorsa ona evde hazırlanmış fast-food alternatifleri sunmak faydalı olacaktır. Örneğin patates cipsi yerine fırında az yağda kızartılmış kabuklu patatesler ve ev yapımı car-burger (oğlanlara) ya da heart-burger’ler (kızlara) çocuklarınıza eğlenceli geldiği kadar faydalı da olabilir. Çocuğunuzu bir fast-food firmasına gitmekten tamamen vazgeçirmek içinse ucuza alacağınız oyuncaklar işe yarayacaktır.

Öncelikle patates hakkında biraz bilgilenelim: Patatesin tadı güzel olduğu kadar önemli bir vitamin ve mineral deposudur. Vücudun temel enerji kaynağı olan karbonhidratı sağlar, 170 gr’lık bir patates yarım bardak süt kadar protein içerir, yağ, kolestrol ve sodyum içermez. Kızarmış, fırınlanmış, haşlanmış ve ezilmiş olarak her öğünde yenebilir. Patates muzdan da fazla miktarda (620 mg) potasyum içerir. Potasyum kas performansı ve sinirlerin cevap verebilme hızında önemli rol oynar. Patateste bulunan demir vücudun besinleri enerjiye çevirmesini sağlar. İçerdiği C vitamini dokuları sağlamlaştırır ve yaralara içi gelir. Kabuğunda doğal lif vardır. Bu doğal lif tam buğday unu ürünlerde olduğu kadar çoktur ve sindirime yardımcıdır.

160 gr’lık kabuklu bir patates:

  1. Günlük alınması gereken C vitamininin %45’ini
  2. 620 mg potasyum (muz, ıspanak ve brokoliden fazla)
  3. Magnezyum, fosfor, demir ve çinko
  4. 100 kalori ve sıfır yağ içerir.

Karanlıkta görmek de aydınlıkta olduğu kadar kolay mı sizler için? Sebze grubundaki yiyeceklerin sağladığı A vitamini karanlıkta görmeyi sağlar ve cildi sağlıklı tutar. Patates de bu sebze grubu yiyecekler arasındadır.

Kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25'ini kaybeder. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerekmektedir. Bizim tarifimizde de güzelce yıkadığımız ince kabuklu patateslerimizi 3 – 4 mm kalınlığında yassı doğruyoruz. Özel kalıplarımızla(*) şekiller çıkartıyoruz. Önceden 200 dereceye ısıttığımız fırında tabanını kaplayacak kadar zeytinyağı koyduğumuz borcama dizip, tuzunu ilave ederek kızartıyoruz. Hem normal kızartmaya göre daha sağlıklı bir besin elde etmiş oluyoruz hem de şekilli patateslerimiz çocuklarımızı dışarıda fast-food yeme isteğinden alıkoyuyor.

Sıra geldi hamburgerlere: Etin de çocuk gelişiminde önemi büyük. 7. aydan sonra etler kıyma olarak çorbaya katılıp, 8. aydan sonra köfte halinde verilebiliyor. Et grubu besinlerde bulunan demir vücudun her yerine oksijen taşıyor, enfeksiyonlardan koruyor ve enerji sağlıyor.

Ayağa kalkıp bir adım atmak için 54 adet kasınızı kullanıyorsunuz. Kaslarınız kemiklerinizi tutuyor ve hareket etmelerini sağlıyor. Et grubu yiyecekler güçlü kaslara sahip olmanızı sağlıyor ve protein-demir ihtiyacınızı karşılıyor.

Hamburgerimiz içinse hamburger ekmeğimizi, büyük kalp ve araba şeklindeki kalıplarımızı (**), marul, domates, soğan, kıyma, ekmek içi, karabiber, tuz ve sarımsak tozumuzu hazır ediyoruz. Öncelikle bir orta boy soğanı rendeliyor, içine yarım kg kıyma, 4 dilim kadar ekmek içi, çok az sarımsak tozu, karabiber ve tuz ekleyip yoğuruyoruz. Düz bir zemin üzerinde yarım santim kalınlığında düzleştirdiğimiz köfte harcımızdan kalp ve araba kalıbıyla şekiller çıkartıyoruz. Kalan harçla da normal köfte şekli verebilirsiniz. Bunları yağsız kızdırılmış tavada iki yüzü de kızarana kadar pişiriyoruz. Hamburger ekmeklerini de aynı kalıplarla kesip hazırlıyoruz. Köftelerimiz hazır olunca ekmek, marul, domates, köfte, ekmek şeklinde dizip afiyetle yiyoruz. Kendinizi frenleyin, zira bu mamalar küçük hamburger canavarları için :)) Bu sefer hiç yorulmadan sadece yemenin tadına varacak miniklerimiz.

Hamburger köftesi için alternatif bir tarif de şöyle: Kabak, havuç, patates, bezelye ve mısırı düdüklü tencerenin buhar kevgirinde susuz haşlıyorsunuz. Sonra onları robota koyarak 1 adet yumurta ile beraber karıştırıp püre elde ediyorsunuz. 1 soğanı da robotta çekerek pürenin içine katıp bu karışımı kıymaya ekliyor ve istediğiniz kıvamı bulana kadar da galeta unu ilave ediyorsunuz. Tuzunu ve biraz karabiberi de koyup yoğuruyorsunuz. Bu sayede sebze yemeyen çocuklarınıza sebze de yedirmiş oluyorsunuz. (***)

Hepinize keyifli sunumlar…

Not: İlave bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak istedim. İnternette hamburger adlı bir oyun keşfettim. Scrabble’ın da üreticisi olan firma tarafından hazırlanmış. Monopoly tarzında. Ortaya hamburgerin içine koyulacak sebze kartları ters çevrilip diziliyor. Zar atılıyor. Gelinen noktada ortadan da kart çekiliyor. Eğer gelinen noktadaki sebze resmiyle ortadan çekilen karttaki resim aynıysa o sebze kasaya alınıyor, değilse diğer oyunculara gösterilmeden tekrar ortaya konuluyor. Hamburgerin içinde yer alan 9 sebzeyi ilk olarak kasasında toplayan kazanıyor. Çocuklarla hamburger yerken oynamak için çok keyifli bir oyuna benziyor, değil mi?

(*) Kalp ve araba kalıbı: Fackelmann
(**) Patatesler için minik kalıplar: Bake Shop Beşiktaş
(***) Sebzeli köfte tarifi : Akşam Menüsü (http://aksammenusu.blogspot.com/2007/04/sebzeli-hamburger.html)
Kaynakça:
(1) http://www.wisegeek.com/
(2) http://www.which.co.uk/
(3) http://www.kidshealth.org/
(4) http://www.potatoes.com/
(5) http://www.nutritionexplorations.org/

Yorumlar (0)
Yorum yaz
Bilgileriniz:
Yorum:
Güvenlik
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.