Yıllar sonra dönüp Ağustos 2010’a baktığımda benim için milat sayılacak…
Zeynep Odabaşı

Temmuz’da Sonbahar Yazısı…
Temmuz içinde kasımı yaşadığımız şu günde böyle bir yazı yazmak hiç aklımda yoktu… Güzel bir yaz yazısı yazmayı planlayıp, güzel yazlar dileyip tamamlayacaktım yazımı… Ama havanın dönmesiyle yazımın içeriği de değişti sanırım. Dışarıda yağan yağmur camıma vuruyor ve bu mevsimde buna alışık olmayan ben her seferinde irkiliyorum…
Anneler/Babalar Gününe…
Heyecanlı bol koşturmalı, yorgun argın ama her şeye rağmen güzel sayılabilecek bir ay daha geride kaldı… Geçtiğimiz ay içinde çok yazıldı çizildi anneler günü… Herkes bir şekilde annesine sevgisini, coşkusunu, heyecanını göstermeye çalıştı… Hediyeler alındı, programlar yapıldı, uzakta olan annelerin yanına gidildi, restaurantlar, kafeler o gün anneler ve çocukları ile doldu doldu taştı… Herkesin elinde hediyeler oradan oraya koşturuldu…
23 Nisan’ın Ardından
Yaşla başla değişmiyor sanırım bazı şeyler… Hala 23 Nisan en sevdiğim bayram, bunu hiç bir şey değiştirmedi… En içimde hala 23 Nisanlarda bir şeyler kıpırdıyor, yürüyen koşan kıyafetli minikler gözüme her şeyden güzel geliyorlar…
Çocuk Gözüyle Hayata Bakmak
Bir süredir beynimin içinde aynı melodi dolanıyor anlayamıyorum nereden geldi bu sözler aklıma… Kendimi sürekli ‘’biz büyüdük ve kirlendi dünya’’ derken yakalıyorum… Öyle olduğuna da inanıyorum, inanmasam beynimin içinde olmazdı bu sözler zaten:)
Bir çocuk olarak hayat ne kolay daha doğrusu ne kadar hesapsız, kitapsız, saf, duru, tertemiz… Çocuksan ya seversin ya sevmezsin, bunu belirtirsin, gösterirsin pırasa sevmiyorsan sevmezsin, bunu söylersin kimseye numara yapmak zorunda değilsindir pırasa sevdiğine dair… iki çarpı iki her zaman dört eder çocukken, ya siyahtır ya beyaz gri gibi bir renk tanımaz çocukluk…
Diğer Makaleler...
Sayfa 1 > 7
Zeynep Odabaşı







